Sitemizde Ara


  •  Medya kazasının kurbanı Büyükelçi mi, Başbakan mı? Kim daha çok utandı?
  • Ballı Para'dan ABD Merkez Bankası'nın yeni Başkanına "gazetecilik" dersi
  •  Çakırkeyif Teoman'dan 'Çakırlaşma' belirtileri
  • Hamoğlu, işadamlarında magazinleşme trendinin ipuçlarını mı veriyor?
  • Ecevit, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad ile kim adına röportaj yapacaktı?...

    RAPORU HAZIRLAYANLAR:
    Azime Acar & Ender Bölükbaşı

    * * *

    İngilizce sözlükler ambassador yani büyükelçi kelimesini "bir ülkeyi başka bir ülkede temsil eden en üst düzey yetkili veya görevli" diye tanımlıyor….

    Bu haftaki medya kazasının baş aktörü Başbakan Tayyip Erdoğan… 

    Başbakan'ın sinirleri öyle bozuk ki anlaşılan, kaza üstüne kaza, gaf üstüne gafyapıyor… 

    Olay yeri, Berlin'deki halkla buluşma toplantısı…
    Berlin Büyükelçimiz İrtemçelik'in de bulunduğu bir toplantıda konuşma yapan Tayyip Erdoğan, salondaki türbanlı bir genç kadının "Bu kıyafetimle bir Hıristiyan ülkeden kimlik belgesi alabiliyorum. Ama pasaport almak için kendi ülkemin konsolosluğuna gittiğimde, saçlarımın biraz daha görünmesini istiyorlar." sözü üzerine kontrolü kaybetti. 

    Ve bir büyükelçiye teamüllerin ve büyükelçinin tahammülünün çok ötesinde ağır ifadelerle adeta saldırdı. "Böyle bir uygulama var mı" diye sertçe sordu. 

    İrtemçelik, genelgenin varlığını doğrulayıp, "Merkezden aldığımız talimatları uyguluyoruz efendim" diyerek, diplomatik nezaket kuralları içinde hareket eden deneyimli bir dışişleri mensubu olduğunu gösterdi. 

    Ancak Erdoğan, büyükelçisini yabancı bir devletin topraklarında ve "halkın önünde"azarlamaya kararlıydı. 
    "Yazılı mı?" diye sordu… 
    İrtemçelik"yazılı" diye cevap verdi. 

    Bu sırada, Başbakan'ın bu tavrı salondaki bazı kişileri de cesaretlendirmiş olacak ki, Türkiye Cumhuriyeti (ve Cumhurbaşkanlığını) Devleti'ni Almanya'da temsil edenİrtemçelik yine Türk vatandaşları tarafından yuhalandı… 

    Erdoğan, tamamen kontrolü kaybetmiş bir şekilde "Göreceğim o genelgeyi, gerekirse değişecek o genelge" diye üzerine üzerine gidiyordu. 

    İrtemçelik, Başbakan'ın iki konuyu birbirine karıştırdığının farkına vararak, "Konu elçiliklere girmekle ilgili değil, pasaportlardaki fotoğrafla ilgili" diyerek tekrar düzeltemeye çalıştı. 
    Ama, Başbakan, türban söz konusu olduğu yerde "sağ duyusu" (dikkat birleşik yazılışı değil, ayrı) ile hareket ediyordu…


    SONUÇ:
    Bu medya kazasının sonucu aslında diğer bir medya kazasını daha anlatıyor… 
    Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin"Türban halkın yüzde 1.5'unun sorunu"diyerek geçen hafta Milliyet'e manşet oldu. 
    Şahin'in bu açıklamasına en çok tepki de partisi AKP'den geldi. 
    Şimdi soru şu; 
    Madem 1.5'unun sorunu, Başbakan'ın koca bir büyükelçiyi teamülleri ve tahammülleri bu kadar zorlayarak azarlamasına değer mi?


    HONEY MONEY (BALLI PARA)…

    ÖRNEK OLAY 1
    OLAY YERİ: Beyaz Saray Muhabirleri 
    Derneği'nin geleneksel yemeği
    OLAY:
    Bu lakap, CNBC'nin ünlü anchorwoman'ı Maria Bartiromo'ya ait… 

    Amerika'nın en önemli finans kanalı CNBC'nin borsadan bildiren yorumcusu Bartiromo, içerden verdiği bilgilerle birçok Amerikan vatandaşına "ballı para" kazandırarak, bu lakabı hak etmişti. 

    Ama, Bartiromo'nun "ballı diline kolayca kanılacak bir gazeteci" olduğunu unutan biri vardı...
    Amerikan Merkez Bankası'nın 1 Şubat'ta göreve başlayan yeni Başkanı Ben Bernanke…

    Bartiromo, yeni başkanın teşrik-i mesainin azlığını fırsat bilip, Beyaz Saray Muhabirleri Derneği'nin akşam yemeğinde "bir dost sohbeti" yaptı. Bu dost sohbetinden ise bütündünya piyasalarını sarsan manşet haber çıktı.

    BernankeBartiromo'ya bu kısa sohbet sırasında, Amerikan Merkez Bankası'nın artık faiz artırmayacağına ilişkin bir takım sözler söyledi. 

    Bernanke ya oturduğu koltuğun ya da karşısındakinin gazeteci olduğunun farkında değildi. Piyasalar bu dost sohbetiyle epeyce sallandı. Biz de bu sallantıdan nasibimizi aldık.

    SONUÇ:
    Bernanke"Gaf yaptım, pişmanım. Gelecekte, piyasalarla ve kamuyla iletişimim tamamen resmi yollarla olacak" dedi... 

    Bu aslında medyanın Bernanke'ye yaptığı bir "hoş geldin" partisiydi…


    BİLMEDEN KONUŞMAK…

    ÖRNEK OLAY 2
    OLAY YERİ: Da Vinci Şifresi'ni 
    "decode" etmeye çalışan gazete
    OLAY:
    Da Vinci Şifresi filmi en az romanı kadar ses getirirken, gazetelerde peşi sıra bu filmle ilgili yazı dizileri başladı..

    Vatan Gazetesi'nden Eren Çelik imzasıyla çıkan "Ve şifre çözülüyor" başlığıyla yayınlanan yazı dizisindeki vahim hatalar, medya kazası statüsüne uygun…

    Aktüel Dergisi'nden Mehmet Ali Kılıçbay, yazı dizisindeki "İznik'te MS 325 yılında bir konsül düzenlendi. Konstantin İznik Konsülünde Hazreti İsa'yı tanrının oğlu olarak ilan etti. Hz. İsa'dan ölümlü olarak bahseden tüm İncilleri toplatıp imha etti ve İsa'nın tanrının oğlu olduğunu yazan dört İncil hazırlattı" ifadelerine "Pes doğrusu" diye karşı çıktı. 

    Ve, "Konsül konsolos demektir, konsil yani ruhani meclis demek istiyor ama diyemiyor. İsa'yı tanrının oğlu olarak ilan eden MS 1. yüzyıldaki Tarsuslu Paulus'tur." diyerek yazı dizisinde yapılmayacak hataları ustalıkla yüze vuruyor…

    SONUÇ:
    Sonucu yine Mehmet Ali Kılıçbay'dan bir sözle bitirelim.
    "Bilmeden konuşmak, bize futbol muhabbetlerinden bir armağan olsa gerek."


    Kısa… Kısa… 
    MEDYA KAZALARI


    İşadamı Ahmet Hamoğlu ile iki sene evli kaldığı Özlem Hamoğlu'nun iki hafta üst üste çıkan röportajları, her ikisi için de "bir ilişki bu kadar ortaya dökülür mü?" sorusunu akla getirdi… 

    Özlem Hamoğlu önceki hafta, Ahmet Hamoğlu ile yaşadığı evliliğinin en mahremanlarından Rolex saat alınıp alınmamasına kadar her türlü ayrıntıyı gözler önüne sermişti…

    Ahmet Hamoğlu da bu hafta ondan geri kalmadı… 
    Hamoğlu, eşinin bir zamanlar kendisine yazdığı sevgi dolu mektupların tüm içeriğini aktardı. 
    Dahası, bu mektupların "dava delili" olarak mahkemeye verildiğini gururla söyledi… 

    Anlaşılan, magazinin dünyasının düştüğü hastalığa bazı işadamları da yakalanmışdurumda…

    * * *

    Eski futbolcu, yeni dizi oyuncusu İlhan Mansız'ın Haftalık Dergisi'ndeki röportajından;
    "Birçok dizi arasında niçin Kızlar Yurdu'nu seçtiniz?" 

    Mansız'ın cevabı;
    "Kızlar yurdunda en çok ne var?"

    * * *

    Eurovizyon Şarkı Yarışması'nda Türkiye'yi temsil ederek 11. sırada yer alan Sibel Tüzün'ün Finlandiyalı heavy metal grubu Lordi'nin birinciliğini kendince eleştirirken,"Böyle giderse gelecek yıl da hobitler bu yarışmayı kazanır" demesi akıllara, Sibel Tüzün'ün geçmişini ve geçmişteki görüntülerini getirdi. 

    Tüzün, hem rock severlerin tepkisini aldı hem de bu sözlerle geçmişte kafasını kazıtıp, sergilediği punk dönemini de "ne çabuk unuttu" yorumlarına yol açtı…

    * * *

    Şarkıcı TeomanÇakırlaşıyor mu? 
    "Çakırlaşma" artık bir sosyolojik terim haline geldi.
    Teoman, geçtiğimiz hafta bir kadınla görüntülenince gazetecilere silah çekip, elindeki kaseti denize atan Oktay Kaynarca'yı savundu. 

    Teoman"Oktay Kaynarca size silah çekmiş. Keşke biraz daha ileri gitseydi, hatta keşke sizi vursaydı." dedi. Teoman'ın kafası belli ki "ÇAKIRkeyif"ti.. 

    "Kafanıza değil ama ayağınıza sıksaydı da birkaç ay yürüyemeseydiniz"…
    Bu sözleri söyleyen Teoman'a, onun en beğendiğimiz şarkılarından birisi olanGönülçelen'deki sözleriyle cevap veriyoruz;

    Gönülçelen
    Biraz gerçek, biraz yalan
    Hem yarabandım, hem yaram
    Bitsin artık gönülçelen…


    Teoman'ın ağzına bu sözler daha çok yakışıyor… Değil mi?

    * * *

    Bu haftaki yazımızı Ecevit'ten bir haberle tamamlıyoruz… 

    Aktüel Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Selçuk Tepeli, bu haftaki köşesinde Ecevit'in komaya girmeden önceki son "gazetecilik projesi"ni açıkladı. 

    Ecevit eğer hasta yatağına düşmeseydi, Aktüel dergisi için röportajlar yapacaktı… 

    Ve Ecevit'in usta bir gazeteci olarak önerdiği ilk isim ise İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad olmuştu… 

    1991 yılında, siyasetten uzak kaldığı dönemde Saddam Hüseyin ile röportaj yaparak meslektaşlarını "atlatan" Ecevit'in, Ahmedinecad röportajı ile büyük ses getireceği kuşkusuz…
    Ecevit'in bir başka röportaj konuğu ise 60 yıllık eşi Rahşan Ecevit olacaktı…

    * * *
    Unutmayın… medya kazası can almaz… itibar alır…