Sitemizde Ara


  • Yayladağı kaymakamına türkü yazılacak, haberi olsun...
  • Yalçın Doğan'dan "çapkın çaprazı"...

    ... Ve,
  • Sözün bittiği yerde fotoğraf bize ne söyler?...

    RAPORU HAZIRLAYANLAR:
    Azime Acar & Ender Bölükbaşı

    * * *

    Bu hafta biraz görseli güçlü medya enstantanelerinden bahsedeceğiz.

    Hatay'ın Yayladağı Kaymakamı Süleyman Çelebi, mamulen emekli bir memura öyle bir ceza kesti ki ilçenin bütün yollarını asfalt yapsa medyada bu kadar yer almazdı.

    Yayladağı Kaymakamı Süleyman ÇelebiHalil Demirci adlı bir vatandaşı "evinin karşısındaki çınar ağacının gölgesinde oturuyor" diye "kaldırımı işgal etme"suçundan 58 YTL para cezasına çarptırdı.

    Şimdi, işin laf-ı güzaf tarafı bu kadar ama gazetelerde yer alan fotoğrafa bakınca olayın dayanılmaz hafifliği ortaya çıkıyor.

    Çünkü, fotoğrafta, bulmaca çözmek için bir ağacın altına iskemlesini atmış tipik bir emekliyi görüyorsunuz. Dahası, "işgale uğradığı" söylenen kaldırım ve çevresi neredeyse ıssız denecek kadar boş.

    Ne yaya ne de araç trafiği var ki emekli Halil Demirci bu trafiğin akmasına engelolsun.

    58 lira para cezası kestirilen Demirci, ceza tutanağını aldıktan sonra şöyle konuştu:

    "Bir şey anlamadım. Çünkü Kaymakam geldiğinde ayağa kalkıp selam verdim, saygımı gösterdim. Daha sonra yerime oturdum. Ancak Kaymakam bana haraket etti ve rencide oldum. Böyle düzen mi olur? Ben satıcı değilim. Kaldırımı da işgal etmiyordum. Bu keyfi bir uygulamadır." 

    Kaymakam ise savunmasında, Demirci'nin "kaldırımda oturarak iş takibi" yaptığını ileri sürdü ve "Üç gün oradan gelip geçerken bu kişiyi orada görüyordum. Hak edilen bir cezaydı, biz de bunu yaptık" dedi.

    Kaymakamın sözleri, eğer fotoğrafa ve televizyonlardan izlediğimiz görüntülere bakmasak anlamlı olabilirdi. 

    Ama dağ başında ıssısz bir çınar ağacı ve altında oturan bir yaşlı adam
    Ortada ne  var ne de onu takip edecek bir durum.

    SONUÇ:
    Evlerinin önü otopark mafyası tarafından kapatalıp, kendi sokağında para kesilen İstanbul'da yaşayan bizler için Yayladağı Kaymakamı Süleyman Çelebi'nin gösterdiği"hassasiyet" fazlasıyla hassas.

    Ya da Kaymakam Süleyman Çelebi, vatandaşın bir davranışına eski tabiriyle misliyle mukabele etmiş, yani dozunu aşmış.

    * * *

    Gelelim ikinci dozunu aşmış enstanteneye.

    Fotoğrafın gücü bazen sözün üzerine çıkar.

    Tıpkı, Hürriyet Pazar'a röportaj veren Nimet Çubukçu ile röportajı yapan deneyimli gazeteci Yalçın Doğan'ın enstantanesinde olduğu gibi.

    Hürriyet'in Pazar günü birinci sayfadan anonsladığı röportaj Devlet Bakanı Nimet Çubukçu'nun özel hayatını anlattığını duyuruyor.

    Ama birinci sayfaya öyle bir fotoğraf yerleştirmiş ki, son günlerin moda deyimiyle"delikanlıca bir mahalle baskısı" durumu var.

    Nimet Çubukçu, sırtını duvara dayamış, ayaklarını çapraz yapmış, eli arkasında Yalçın Doğan'a bakıyor, tıpkı bir genç kız edasıyla.

    Yalçın Doğan ise bir eli omuzuna attığı ceketi tutuyor, diğer eli ise duvara dayamış, sankikızın kaçmasını önlüyor. 

    Ayaklar da çapkın çaprazı bağlanmış. 
    Gözleri anlatmaya bile kelimeler yetmez. 

    Resmen Türk siyasi tarihine geçebilecek Türk filmi tadında "dil yetmezse sureti var"bir enstantene....

    ... Ki bize bu Hülya Avşar ile yine Hürriyet yazarı Ahmet Hakan'ın birinci sayfadan anonslu röportaj enstantesini hatırlattı.

    Orada da Hülya AvşarKaya Çilingiroğlu'ndan boşanma döneminde Ahmet Hakan'ın arkasına sığınmış, Ahmet Hakan ise kollarını kavuşturup, gelecek her türlü eleştiriye karşıAvşar kızını korunması altına almıştı besbelli.

    Dahası Ahmet Hakan'ın ayakkabalarının eskiliği ve ayaklarını yan basması ise fotoğrafın satır altı bir başka mesajıydı.

    Yani bak bak üstüne destan yaz türünden...

    * * *

    Unutmayın… medya kazası can almaz… itibar alır…