Sitemizde Ara


  •  Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy tam 12'den nasıl vuruldu?
  • Tayyip Erdoğan çevirmenin "oldu bitti"sine mi geldi?
  •  Gazetecinin giremediği aprona kim girer?

    ... Ve,
  •  Bir elinde cımbız, bir elinde kamera... Fazlasıyla umurunda bu dünya...

    RAPORU HAZIRLAYANLAR:
    Azime Acar & Ender Bölükbaşı

    * * *

    Bu hafta gazetecilerin en çok sevdiği "cımbızlama" yöntemini ve buna bağlı medya kazalarını anlatacağız sizlere.

    Gazeteci gözü, çoğu zaman normal bakışın dışında, nokta atışı yapan keskin nişancılar gibidir.
    İlk örneğimiz Fransa'dan.

    Fransa'nın Türkleri pek sevmeyen yeni Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy12 Eylülgünü Bakanlar Kurulu toplantısından çıkarken, vahim bir medya kazası yaptığını bir hafta sonra anladı.

    Çünkü Sarkozy, fotoğrafı çekilirken, elindeki dosyaların en üstüne eski sevgilisi Anne Fulda'ya yazılmış bir aşk mektubu koymuş ve bunun medyanın gözüne yakalanacağını hiç aklına getirmemişti besbelli.

    Sarkozy'nin o tek kare fotoğrafı, akıllı bir gazeteci tarafından cımbızlandı ve fotoğraf büyütüldü. 

    Sonunda Sarkozy'nin el yazısıyla yazılmış, "Seni yıllardır görmemiş gibiyim, çok özledim. Perşembe günü Fas'a gidiyorum. Gelecek hafta veya haftasonu buluşalım. Milyonlarca öpücük" yazısı, tabiri yerindeyse kabak gibi ortaya çıktı.

    Sarkozy, bu haberden "basılmadan önce" haberdar edildi.
    "Kardeşim kadar yakın" diye tanımladığı Choc derginin sahibi olan işadamı haberi geri çekti.

    Ama, haberinin bu şekilde sansür edilmesine içerleyen gazeteci dergi sayfalarınıinternetten diğer medyaya sızdırdı.

    SONUÇ:
    Sarkozy, gazeteci gözünün keskinliğini bununla öğrenmiş oldu.

    Asıl aldığı ders ise eğer haber büyükse kimse durduramaz...
    Fransa'nın cumhurbaşkanı olsa bile...

    Cımbızlama kurbanlarından birisi de Amerika'ya 12 günlük ziyarette bulunan Başbakan Tayyip Erdoğan oldu.

    The Wall Street Journal Gazetesi'ne röportaj veren Erdoğan'ın cevabı, kritik konularda çevirinin ve çevirmenin ne derece önemli olduğu gerçeğini ortaya koydu.

    ErdoğanRobert Pollock adlı gazetecinin "Atatürk'e ilişkin hayranlık duyduğunuz bir konu var mı? Onu nasıl eleştirirdiniz?" sorusuna, "Yaşandı, o dönemin bir ürünüydü. Bugünün Türkiyesi o temeller üzerine inşa edilmiştir" cevabını çevirmen üzerinden verdi.

    Ancak, gazeteci cevabın bir çeviriyle geldiğinin ve "happened" kelimesinin karşılığı olan"yaşandı" ifadesinin Erdoğan tarafından kullanılıp kullanılmadığını bilmediğini de ekleyerek, yaptığı cımbızın kılıfını da bir anlamda buluverdi.

    Bunun bir çeviri yorumu mu yoksa Tayyip Erdoğan'ın "dip duygusu" mu olduğunu tabii ki biz de bilemiyoruz.


    GAZETECİ APRONA GİREMEZ 
    AMA CIMBIZ YAPAR...


    OLAY YERİ: İstanbul Atatürk Havalimanı apronu
    OLAY:
    Atatürk Hava Limanı apronunda deve kurban edilmesinin yarattığı şok dalgasının üzerinden yıl geçmedi...

    Bu olay ve şehit cenazelerine yapılan muamele fotoğraflarının çekilmesi üzerineapron yasağı konan gazeteciler, "cımbız" yaparak, mesleklerinin hakkını verdiler.

    Havalimanı apronunda en son meydana gelen olay, 27 Eylül günü sarıklıcübbeli veçarşaflı bir çiftin namaz kılmasıydı. 

    Bir yolcu tarafından çekilerek, Cumhuriyet Gazetesi'ne yollanan fotoğrafta, bir kadın ve bir erkek uçak kanatlarının arasında namazlarını eda ediyorlar.

    Ancak, apronda bu olayın gerçekleşmesi, doğal olarak bu fotoğrafın "basına ulaştırılması"na vesile oldu.

    Yakın geçmişte, İstanbul Atatürk Havalimanı'nda Irak'ın Süleymaniye kentindenİstanbul'a gelen Jibuti tesciline kayıtlı Azmar Havayolları'na ait uçağın pilotları,apronda namaz kılmış ve bu da tartışmalara yol açmıştı.

    SONUÇ:
    Gazetecileri "gazetecilik yaptıkları için", yani cımbızlayıp, hedefi göz-gez-arpacıkeksenine oturttukları için aprona sokmayan yetkililer, belki bu olaydan şu dersi çıkarmak durumundalar.

    Gazeteci giremediği yerden de haber çıkarır!...

    Şimdi bu fotoğraf üzerinden biz de bir gazeteci cımbızı yapalım.

    Fotoğrafta sarıklı erkekle kadının önlü arkalı oturmasıaynı safta bulunmamasıbizim dikkatimizi çeken konuydu.

    Kadınla aynı safta olmama bakışına en entresan yorumu ise Hürriyet Gazetesi'nde Gila Benmayor, bilim adamı Profesör Vamık Volkan'ın şu sözleriyle aktarıyor:

    "Kadınlara hemen hemen tüm köktendici tarikatlarda sadece seks ve süt sağlayan insan-altı mahluklar, objeler gözüyle bakılıyor."

    * * *

    Unutmayın… medya kazası can almaz… itibar alır…