Sitemizde Ara


  •  Bu haftaki medya kazasının baş aktörü, "Kurtlar Vadisi'nin ete kemiğe bürünmüş hali" Oral Çelik…
  • "Allahın Arapları" hakkında yapılan seri medya kazaları ve siyasetin Huysuz Virgin'i…
  •  Milli damatlığını, eş başkanlığının önüne geçiren vekilleri fırçalayan Hollandalı Joost Lagendjik…
    Ve, 
  •  Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nde, Nazlı Ilıcak'a günah çıkaran eski medya patronuDinç Bilgin…

    RAPORU HAZIRLAYANLAR:
    Azime Acar & Ender Bölükbaşı

    * * *

    Her ne kadar adı "sözsel konularda ifade yeteneği güçlü" anlamına gelse de entelektüel ismiyle bağdaşmayan bir geçmişe sahip olan, Abdi İpekçi cinayetizanlılarından Oral Çelik'i sözsel medya kazasının bu haftaki baş aktörü seçtik…

    "Oral" Çelik, sözsel zekasını konuşturmak için yanlış bir yol seçti…

    Kurtlar Vadisi'nin başarısına öykünen "Oral" Çelik"Ne olacak, Kurtlar Vadisi'nin ete kemiğe bürünmüş hali benim. Benden iyi Kurtlar Vadisi'ni televizyona taşıyıp, bundan para kazanacak adam olamaz" diye TV dizi yapımcılığına soyundu…

    Hatta, hızını alamayıp, bir de yazılı basın için -Bugün Gazetesi- dizi hazırladı… 
    Bakın bu dizi yazıda ne dedi:

    "Abdi İpekçi'ye yönelik üç suikast girişimi oldu. Üçüncüsünde hayatını kaybetti. İşin ortasındaydım ve detayları bende saklı."

    Belli ki Kurtlar Vadisi'ni yakından takip ediyor… 
    Dizinin sonunda mahkemenin tüm sanıkları serbest bırakmasından o kadar etkilenmiş ki bu sözünün Türkiye Cumhuriyeti başsavcılarının dikkatini çekmeyeceğini düşünüyor… 

    Yani, Oral Çelik hala Kurtlar Vadisi'ndeki sanal dünyada yaşıyor… 
    Onu gerçek dünyaya çeken ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Oral Çelik hakkındainceleme başlatması oldu…
    Çünkü, Oral Çelik, Abdi İpekçi cinayetinden 99 yılında beraat etmişti… 

    Kurtlar Vadisi benzeri bir projeden para kazanma sevdasıyla yaptığı medya kazasında kendini ele verdi…

    SONUÇ:
    Her hızlı sürücüden F1 pilotu olmaz… 
    Olacağım diyeni de duvardan kazırlar… 
    Cem Yılmaz gibi birileri çıkıp, hem asfaltı ağlatır, hem de "alırım anahtarını"deyiverir…


    SİYASETİN "HUYSUZ VİRJİN"İ

    ÖRNEK OLAY 1
    OLAY YERİ: Habertürk Basın Kulübü Programı
    OLAY:
    Hemen baştan söyleyelim. Siyasetin Huysuz Virgin'i olarak tanımlanan kişi 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'den başkası değil. 
    Benzetme de bize değil, Akşam Gazetesi yazarı Burhan Ayeri'ye ait…
    Şimdi olaya gelelim…

    Demirel, Habertürk'teki Basın Kulübü'nde yaptığı konuşmayla, dört şeritli giden siyaset otobanını tek şeritli şose yola çeviriverdi… 

    "Türbanla okumak isteyen Suudi Arabistan'a gitsin" deyince, başta BaşbakanTayyip Erdoğan olmak üzere bütün AKP'liler, mıcır yolda savrulan otomobiller misalizincirleme kaza yaptılar…

    Demirel, siyasette suni sert viraj oluşturmanın ustalığını bir kez daha sergiledi… 

    Bakın, AKP'lilerin düştüğü medya kazasıyla karışık tuzağı, ne güzel ifade ediyor Burhan AyeriTayyip Erdoğan'a düştüğü tuzağı hatırlatarak, danışmanlığını yapmış olsaydı,"Ona süratle gündemi değiştir, derdik" diyor… 

    "Arabistan'a sen git""Cingöz Recai" gibi çıkışlarının Demirel'i korkutmaktan çokgüldüreceğini anlatan Ayeri, AKP'lilerin Demirel'i Hitler'e benzeten çıkışlarına ise şu yorumu yapıyor… 

    "O gerçek anlamda Türk Politikası'nın Huysuz Virjin'idir. İnanmıyorlarsa medyayı iyi tarasınlar. Bir anda tüm ekranlar ve yazılı basın Demirel-Erdoğan polemiğine kilitlendi. Hani arada derbi karşılaşmaları olmasa, düşünün durumu. Napolyon'un bir sözüyle konuyu noktalayalım. Çin'den bahsedenlere;'Dokunmayın, uyanmasın' demişti."

    SONUÇ:
    Görünen ki Demirel'in canı, kardeşi Şevket Demirel ile ilgili TMSF uygulamalarından oldukça sıkkın…

    Sıkkın olduğundan, Tayyip Erdoğan'a sıkı bir siyaset dersi vermeyi kafasına koymuş belli ki… 

    Yani, uyuyan dev uyandı… Devin her adımında yer sallanmaya başladı….

    Bu arada, Başbakan Erdoğan, acaba Burhan Ayeri'nin uyarısını dinleyip, "gündemi değiştirmek için" mi Selanik'teki defterin sayfalarını yırtıverdi dersiniz? 


    İKİNCİ ARABİSTAN MEDYA KAZASI…

    ÖRNEK OLAY 2
    OLAY YERİ: İstanbul Altıncı Gayrimenkul Zirvesi
    OLAY:
    Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Tevfik Türel, Türkiye'de konut sektöründe yaşanan gelişmeleri anlatırken, "Allahın Arapları gelip, bize bu işi öğretiyorlar. Bizim burada master planı oluşturmamız şart" diyerek, ikinci Arabistan medya kazasını yaptı…

    Çünkü, konuşma yaptığı kalabalığın yüzde 80'ini Arap girişimciler oluşturuyordu… 
    Türel'in bu sözleri, dinleyiciler arasında sıkıntı yarattığı gözlerden kaçmadı… 

    Türel'in, "Arap konuklardan özür diliyorum" sözü bile kazanın yol açtığı yarayamerhem olmadı… 

    SONUÇ:
    Medya kazası yapmamanın temel kuralı; konuşma yapmadan önce, konuşmayı kimeyaptığınıza dikkat!


    ÜÇÜNCÜ ARAP MEDYA KAZASI…

    ÖRNEK OLAY 3
    OLAY YERİ: CHP'li milletvekili Sinan Yerlikaya'nın
    verdiği soru önergesi üzerine konuştuğu TBMM kürsüsü…
    OLAY:
    Seri medya kazacısı Kültür ve Turizm Bakanımız Atilla Koç, üçüncü Arap kazasına damgasını vurdu.

    Trabzon'da öldürülen Rahip Santoro cinayetiyle turizmde rezervasyon iptalleri yaşanıp yaşanmadığına ilişkin soru önergesine, Atilla Koç, soruya cevap vermekten çok"Koçbaşı" ile kafa atmayı tercih etti.

    "Rahip Santoro cinayetiyle ilgili herhangi bir seyahat kısıtlaması ya da rezervasyon iptali veya olumsuz anlamda talep patlaması yaşanmamış. Avrupa'da tatil yapmayı planlayan Arap ülkeleri vatandaşlarının Türkiye'ye yöneldiği gözlenmiştir."

    SONUÇ:
    AKP'lilerin kimi zaman Arabistan'a gitmekten korkmaları, kimi zaman da Arap ülkelerine duydukları bu hayranlık anlaşılır gibi değil… Ne dersiniz?

    Bu arada, kendimizi çok da kötü hissetmeyelim… 
    Gila BenmayorHürriyet Pazar ekinde, Fransız Dışişleri Bakanı Philippe Douste-Blazy'in seri medya kazalarına Le Monde Gazetesi'nin tam iki sayfa ayırdığını aktarıyor… 

    O da bir zamanlar, tıpkı Atilla Koç gibi Kültür ve Turizm Bakanı imiş… 
    Tayvan ile Tayland'ı, Hırvatistan ile Kosova'yı karıştıran Fransızların Atilla Koç'u, sıkıldığı toplantılarda cep telefonunu çıkarıp, SMS'lerini kontrol ediyor… 
    Düşünün, Atilla Koç da bir gün Türk Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturursa…


    MİLLİ DAMAT'TAN FIRÇA…

    ÖRNEK OLAY 4
    OLAY YERİ: Ankara'da yapılan Avrupa Birliği 
    Parlamentosu Genel Kurul 56. toplantısı
    OLAY:
    Türk vekilleri Ankara'daki Avrupa Birliği Parlamento Genel Kurul toplantısında, sıkı bir medya kazasına imza attılar…

    Hollandalı Joost Lagendjik'in milli damatlığını, eş başkanlığının önüne geçirip, tebrik yağmuruna tutuverdiler. 

    Lagendijk, Türk vekilleri ciddiyete davet etti. "Bu toplantı politik, özel konuları bırakalım" diyerek, üstüne üstlük Avrupa Birliği süreciyle ilgili hükümete sert uyarılarda bulundu…

    SONUÇ:
    NTV muhabiri Nevin Sungur ile aşk yaşadığını Türk medyasına itiraf eden HollandalıJoost Lagendijk, milli damattan önce hala AB'li bir Eşbaşkan… 

    Anlaşılan, akılları AB'de olması gereken vekiller, çok eleştirdikleri Televole mantığıyla yaklaştılar Eşbaşkan'a… 
    Ama, belli ki Eşbaşkan Televole izlemiyor… 


    MÜLKİYELİLİK VE KOMÜNİSTLİK…

    ÖRNEK OLAY 5
    OLAY YERİ: TBMM Plan Bütçe Görüşmeleri…
    OLAY:
    Devlet Bakanı Abdüllatif Şener"Her mülkiyeli biraz komünisttir" deyince, medya bu sözü pas geçecek değildi ya… 
    Nitekim geçmedi… 

    Hürriyet, 4 Mayıs Perşembe günü "Şener'e bakılırsa, hükümette biraz komünist dört bakan var" diye konuyu ekonominin manşetine taşıdı… 

    Merak edenler için Mülkiyeli dört bakanı söyleyelim.. 
    Seri kazacı Atilla Koç, Savunma Bakanı Vecdi Gönül, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksuve kendi, yani Devlet Bakanı Abdüllatif Şener… 

    Hürriyet, bununla da kalmadı. Mülkiyeli eski siyasetçilerden Hasan Celal Güzel,Mehmet Keçeciler ve Murat Karayalçın'dan da görüş aldı… 

    Her üçü de bu sözü destekledi ama sözle ilgili en çarpıcı yorum Hürriyet yazarıMehmet Yılmaz'dan geldi… 

    Yılmaz, Mülkiyeli olmayı "ezilenin yanında olmak" diye tanımladı ve şöyle dedi:
    "Doğrusunu isterseniz, gençliğinde bu tür bir hümanizmle alışverişi olmayanların da ileri yaşlarda pek işe yaramayacaklarını düşünürüm."

    SONUÇ:
    Ünlü bir siyasetçinin "20'sine kadar komünist olmayan, 20'sinden sonra hala komünist kalanın aklına şaşarım" sözünü aklımıza düşürdü….


    Kısa… Kısa… 
    MEDYA KAZALARI


    Türkbank olayıyla ilgili Yüce Divan'da yargılanan eski Devlet Bakanı Güneş Taner,"Babam general, dedem MİT'çi, genetik olarak suç işlemem mümkün değil"diyor. 

    Aslında, sahip olduğu mirasa ihanet edemeyeceğini söylemek istiyor. 
    Peki, bu mirasa sahip olmayanlar kendini nasıl savunacak dersiniz?…

    * * *

    Özgü NamalHaftalık Dergisi'ne verdiği röportajda, kendine özgü cevap yöntemini bakın ne kadar güzel kullanıyor… 

    Selin Ongun soruyor, "Siz kendisi minyon, dili pabuç kadar olan kadınlardan mısınız?" 

    Özgü Namal'ın cevabı, gazetecinin beklediğinden de renkli…
    "Hayır, ben yerin altında bir gördüğünüz kadar daha olan kadınlardanım. Boyumun posumun küçük olduğuna bakmayın, bir bu kadar daha var, yerin dibinde."

    * * *

    Raporumuzu, devrik medya patronu Dinç Bilgin'in, yılların usta gazetecisi Nazlı Ilıcak'laKanal 7'de yaptığı röportajdan bir alıntıyla bitirelim.

    Sabık gazete patronu Dinç Bilgin"Bir düşmeyiver, rakiplerim hemen üstüme çullanıverdi" diyerek pek çok günah çıkardı… 

    Günahların başında ise 28 Şubat sürecindeki Mehmet Ali Birand ve Cengiz Çandar ile ilgili Andıç olayı geldi… 

    "Andıç'a inanmadım ama mecburen ikisinin de yazısını kesip, süresiz tatile çıkardık" dedi.

    Dinç Bilgin'in bu sözlerinin Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nde söylediğinin farkında değildi… 

    Bir dönemin en etkin medya patronunun sözlerini dinleyince, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün 2005 yılı raporunda 167 ülke içinde boşuna 98. sıradaolmadığımızı anlıyoruz…

    * * *
    Unutmayın… medya kazası can almaz… itibar alır…