Sitemizde Ara


  •  Yağmur altında uzun bisiklet bekleyişinde sucuk gibi olan öğrencilerin mi yoksasiyasetçilerin mi karnesi daha kırık?
  •  Öğrencilerden yeni dua; "Baban bakan olsun"
  •  Topkapı Sarayı Müdürü İlber Ortaylı'dan "Budalalığa karşı" yardım çığlığı…
  • Kaya-ektra kompleksi nedir?

    RAPORU HAZIRLAYANLAR:
    Azime Acar & Ender Bölükbaşı

    * * *

    Ali Sami Yen tarihi günlerinden birini daha geçtiğimiz Cuma günü yaşadı… Ligler bittiğinden, bu ne bir maç ne de özel bir karşılaşmaydı… 

    "Karne Şenliği" adı altında İstanbul'un çeşitli okullarından öğrenciler, beş saat önceden stada getirildiler… Ama yetmedi, bir saat 45 dakika yoğun yağış altındaBaşbakan'ı beklediler…
    Bu da yetmedi… 

    "Başbakan'ın elinden" 9 bin adet bisiklet dağıtılacağını söyleyen ve İstanbul'un bütün billboardlarını bu sözlerle süsleyen İstanbul Belediye Başkanlığı, "Başbakan'ın elinden"sadece altı adet bisikleti öğrencilere verebildi… Yani, binlerce öğrenci, göstermelik bir showun dekoru haline geldiler…

    Öğrenciler, yağmura rağmen bisiklet hayallerine sarılarak sucuk gibi oldular…

    Medya kazasının detayları bununla da bitmedi… 
    Bisikletlerin üzerinde Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın isminin bulunduğu bir etiketin yer almasını da "İyilik ve yardım dediğin gizli olur, gizli kalır" kuralının açık ihlaliydi…

    SONUÇ:
    Karne haftasında "Kimin karnesi daha kırık?" derseniz, bizce hükümetin veİstanbul'un AKP'li yöneticilerin karnesi, deriz. 
    Öğrenciler ise kalplerinde derin bir kırıkla kaldılar…


    BABAN BAKAN OLSUN…
    (Bir öğrenci duası)


    ÖRNEK OLAY 1
    OLAY YERİ: Milli Eğitim Bakanlığı…
    OLAY:
    Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, geçen hafta alelacele bir genelge yayınlayarak, haftaya yapılacak ÖSS sınavlarını gerekçe gösterip, lise son sınıfları bir hafta boyunca izinli saydığını duyurdu…

    Genelgede, iznin sadece bu yıla mahsus olduğu özellikle vurgulandı… 

    Buraya kadar, belki medya kazasından bir eser yok… 
    Bakan Çelik'in lise son sınıf öğrencilerine "kıyağı" diyebiliriz… 
    Bizce mahsuru da yok. 

    Ama tesadüf o ki, Hüseyin Çelik'in küçük oğlu Enis Çelik de Pazar günü ÖSS'ye girecek… 

    Ankara Özel Ahmet Ulusoy Lisesi öğrencisi olan Enis, uluslararası ilişkiler bölümünü kazanmak istiyor. Bunun için de stres yüklü. Babasıyla stresini paylaşan Enis'in bu haline baba yüreği dayanmadı besbelli. Ve, lise son sınıflarına adı "genelge", bizce "kişiselge"yayınlayarak, eskilerin deyişiyle durumu "hâl" etti. 

    Oysa Bakan Çelik, geçtiğimiz günlerde "Çocuklar hayatlarının belli bir dönemini ÖSS'ye endeksliyorlar. Bu hiç sağlıklı değil" diyerek, lise son sınıfındaki devamsızlıklara göz yummayacaklarını açıklamıştı. 

    SONUÇ:
    Bakan bile olsan, oğlunun sözünü dinlersin… 
    Ya da ne olursan ol bir bakanın oğlu ol… 
    Veya, öğrencilerin yeni duası "Baban bakan olsun"…


    BİR KAŞIK SUDA 
    ELMAS FIRTINASI…


    ÖRNEK OLAY 2
    OLAY YERİ: Topkapı Müzesi
    OLAY:
    Araştırmacı gazeteci Uğur Dündar, tamamen farazi bir yaklaşımla "Acaba Kaşıkçı Elması da diğer müzelerdeki eserler gibi sahte olabilir mi?" diye sorunca, bu cümlenin acabası ortadan kalktı. Ve "Kaşıkçı Elması sahte" türünden bir şehir geyiğine dönüştü… 

    Seri medya kazacısı Atilla Koç'a bu cümleler öyle fırsatlar yarattı ki bakan beklemeden servisi karşıladı…

    "Ben bu konudaki sözlerin hepsini ihbar kabul ederim" diyerek, bir kaşık sudaelmas fırtınası yarattı… 

    Fırtınanın doğrudan muhatabı ise Topkapı Sarayı'nın tarihçi yöneticisi İlber Ortaylı idi. 

    OrtaylıSabah Gazetesi'nden İrem Barutçu'nun Kaşıkçı Elması sorusuna, "Bana bu konuda fazla sorma. Kaşıkçı Elması orijinal. Orada duruyor. Komisyonun araştırması sonucu orijinal eser olduğu sabittir. Anlamıyorum, nasıl oluyor da değiştirilmiş diye iddia edebiliyorlar. Bunu nereden biliyorlar? Sabrım taşıyor. Ben bu budalılıklarla uğraşamam. Bu kadar aptal mıyız birader?" diyerek Kaşıkçı Elması gibi bir konuda son derece hassas davranıldığının altını feveranla çizdi…

    Belli ki Atilla Koç'un bu konudaki aceleciliğine içerlemişti… 

    SONUÇ:
    Sayın Bakan dikkat, İlber Hoca Siyasal Bilgiler'de sıfırcılığı ile tanınır…
    Ve, "En korktuğum insanlar okumuş cahiller" sözüyle meşhurdur… 

    Gelelim ikinci uyarıya… 

    Gazetecilerin işi varsayımlardır… 
    Ve varsayımlara cevap verirken, bilim adamlarına danışmaktan kaçınmayın… 
    Bu söz, tüm yöneticiler için…


    KAYA-EKTRA KOMPLEKSİ…

    ÖRNEK OLAY 3
    OLAY YERİ: Kaya Çilingiroğlu'nun evi
    OLAY:
    Freudyen psikanaliz çözümlemesinde erkek çocuğun belli yaşlarda anneye duyduğu sevgiOidipius Kompleksi, kız çocuğun babaya duyduğu benzer sevgi ise Elektra Komplesiolarak tanımlanır. 

    Kaya Çilingiroğlu'nun Tempo'ya verdiği röportajda, psikoloji çevreleri başka tür birkompleksle tanıştı… Biz buna Kaya-ektra Kompleksi diyoruz…

    Röportajında sürekli babasından bahseden Kaya Çilingiroğlu, söyleşinin bir yerinde babası için "Hayatta aşık olduğum ilk insan" tanımlamasını yapıyor… 

    Aynı adı taşıdığı babasına duyduğu derin sevginin yanı sıra, Kaya Çilingiroğlu, magazin dünyasındaki imajının çok dışında bir resim çizmeye çalışıyor.

    Ve, "Yalan Söyler misiniz?" sorusuna bakın nasıl cevap veriyor? 

    "Yalan söyleyen de bir insan da değilim. Hayatımda bir çocukken babama yalan söylemiştim. Bir de karıma söylemişimdir. Ben böyle bir insanım, özel ilişki olsun sosyal ilişki olsun yalan söylemem, her şeyi anlatırım."

    Çilingiroğlu, bu sözleriyle bize adeta Rönesans tablolarındaki melek figürünün ete kemiğe bürünmüş halini müjdeliyordu.

    SONUÇ:
    Kaya Çilingioğlu, aslında bildiğimiz Kaya Çilingiroğlu… 
    Medyanın hakkında hep aynı şeyleri yazmasından sıkılmış anlaşılan… 
    Medya management'ı başarılı… Baksanıza, bu söyleşisi Tempo'nun kapağına taşınmış…


    Kısa… Kısa… 
    MEDYA KAZALARI


    DİLİN KEMİĞİ YOK…
    Eurovizyon'da söylediği parçanın tamamını bir yerde dinlemek nasip olmadı ama Sibel Tüzün'ün şarkı yarışmasıyla ilgili sözleri vasat parçasından daha fazla ses getirdi. 

    Tüzün'ün geçen haftaki medya bodoslaması ise www.eurovision.contest.comsitesinde yaşandı. 

    Siteyi tıklayanlar, açılış sayfasında neredeyse küçük dillerini yutacak bir fotoğrafla karşılaştılar. 

    Lordi Grubu'nun elemanlarıyla "dil dile" poz veren Sibel Tüzün, yarışmanın provaları sırasında çekilen bu fotoğrafı belli ki unutmuş, yarışma sonrasında Lordi Grubu'na verip veriştirmişti.
    Sibel Tüzün, bu fotoğrafın bu şekilde dile döküleceğini beklemiyordu herhalde. 

    SONUÇ:
    Dilin kemiği olmalı!...

    ELİNİN AYARI YOK…
    Dilinin ayarsızlığı ile bir çok kez kanal kapattırıp ceza aldırtan Mehmet Ali Erbil'in medyada efsane olmaya aday kazası atv'de yayınlanan "Ya şundadır ya bunda" adlı programda yaşandı. 

    Mehmet Ali hakikaten onda, bunda araştırması yaparken, sahneye çıkarttığı bir gruba askeri eğitimdeki hareketleri yaptırmaya başladı.
    "Eller havada" komutunun ardından sahnedeki kişilerden birinin eşofman altını çekince Türk televizyonları canlı yayında, ilk defa canlı canlı yayınlanan erkek cinsel organınıapaçık izlediler. 

    Muhtemeldir ki batılı televizyonlar, bu görüntüyü önümüzdeki yıllarda "Akıl almaz Olaylar" adı altındaki garip görüntülerde sık sık yayınlayacak ve Mehmet Ali sadeceTürkiye'de değil, tüm televizyon dünyası için bir efsane olacak… 
    Hararetle kutlarız…

    "KULAKLARIMI KAFAMA TAKTIM"
    Bu sözler, manken oyuncu Doğa Bekleriz'e ait… 

    Kepçe kulaklarını Japon yapıştırıcı ile kafasına tutturmasının ardından, kendisi tarafından"ayın salağı"Beyaz tarafından da "asrın salağı" olarak tanımlanan Doğa Bekleriz'in,Haftalık Dergisi'ndeki röportajı, başlı başına bir ders konusu… Ne dersi derseniz, diksiyon dersi olmadığı kesin…

    - Nasıl yapıştırdınız? Birinden mi yardım aldınız? Yoksa kendi kendinize mi yapıştırdınız?
    - Çok güzel yapıştırdım. Gizli bir ortağım var aslında, kuaförümle birlikte yaptık. Önce saç spreyi sıktık, sonra ben eve gelince Japon yapıştırıcı ile yapıştırdım.

    - Kimse size yapma kızım, yazıktır, günahtır yapıştırma kulaklarını demedi mi?
    - 30 yaşındayım, ne yapıp yapmayacağıma kendim karar verebilirim (mutlaka) Benim dik bir kişiliğim vardır (bağımsız kişilik) Ben karar verdikten sonra kimse beni engelleyemez. Kafaya taktıysam yaparım. (belli)

    - Bunu da kafanıza taktınız öyleyse…
    - Kulaklarımı kafama taktım (dikkat cinas var)

    - Daha önce yapıştırıyor muydunuz kulaklarınızı?
    - Japon yapıştırıcısı kullandığım ilk denememdi. (Artık deneyimli)

    - İlk denemeniz de kulağınıza küpe mi oldu?
    - Kulağıma yapıştırıcı oldu (komik kız)"

    NOT: Parantez içindeki cümleler bizim yorumlarımız…

    SONUÇ:
    Doğa Bekleriz, sonuçta göründüğü kadar saf değil… 
    Bu haberlerin hemen ardından yapıştırıcı firmalarına çağrıda bulunarak, reklam filmlerinde onu neden oynatmadıklarını soruyor.
    Biz de bu çağrıyı kaçırmış olanlar için tekrarlıyoruz. 
    Kulağınıza yapıştırıcı olsun…

    * * *

    Unutmayın… medya kazası can almaz… itibar alır…