Sitemizde Ara

  • Cerrah'ın neşter darbeleriyle inleyen ifade özgürlüğü…
  • Sol kurnazlık… Ve, şark kurnazlığı…
    ... Ve
  • Pentagon'un sivri akıllı PR'cılarından "karton baba" projesi…

    RAPORU HAZIRLAYANLAR:
    Azime Acar & Ender Bölükbaşı

    * * *

    Cerrah beceriksiz çıktı…
    Hasta masada kaldı…

    Bahsettiğimiz cerrah, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah…
    Soyadı ile namüsemma sayın Cerrah, olaylara bodoslama dalışı ve bir cerrahın göstermesi gereken titizlik ve el çabukluğundan uzak oluşuyla tanınıyor…

    İstanbul'da yapılan 30 Ağustos Zafer Bayramı törenleri sırasında birkaç üniversiteli gencin "Lübnan'a asker göndermeye karşı çıkan anti militarist pankart"ına çevredekilerin tepki gösterip, öğrencileri kameraların gözü önünde linç etmeyekalkmalarına Celalettin Cerrah'ın tepkisi "vatandaşın çok güzel bir cevabı" şeklinde olmuştu…

    Cerrah, ayaküstü yaptığı bu medya kazasının dik alası açıklamasının ne derece vahimolduğunu ertesi gün anlayabildi… 
    Çünkü, başta Sabah Gazetesi olmak üzere bütün medya Cerrah'ın neşter darbelerikarşısında neredeyse inledi…

    Cerrah, işi toparlamaya çalışsa ve de bazı gazetecilerle tek tek görüşüp, "medya management" yapmaya çalışsa da aslında ne iyi bir cerrah ne de iyi bir PR'cı olmadığını hep beraber anladık… 

    Hatta Fatih Altaylı bunu köşesinde "Sayın Cerrah lütfen konuşmayın. Siyasetçiler ne konuşacağını değil, ne konuşmayacağını bilen kişilerdir" diyerek medya ilişkileri konusunda iyi bir ders verdi…

    SONUÇ:
    Cerrah'ın, sonraki açıklamalarında gözden kaçan bir şey daha var.
    O da, her türlü farklı fikir ve muhalefete karşı olan tahammülsüzlüğü.

    Amerikan Başkanı Bush'la dalga geçen karikatürleri tişörtlere basılıp, giyilmesini "ifade özgürlüğü" olarak yorumlayan Amerikan Yüksek Mahkemesi'nin geçen haftaki kararı aklımızın bir köşesinde…

    Aklımızın bir diğer köşesinde olan ise İpek Çalışlar'ın "Latife Hanım" kitabı ile ilgili açılan "Atatürk'e hakaret" davası… 

    Buna da en güzel cevabı, Aktüel Dergisi'nde Perihan Mağden'in, "Benim Atatürk'üm seninkini döver (Üstüne 1 de rakısını içer)" başlıklı yazısında verdiğini düşünüyoruz;

    "O güzel adamı; bir put, bir ikon, bir tanrı halinden bir insan haline; bir kurucu, bir önder, bir bağımsızlık savaşçısı haline iade etmeliyiz…"


    MİT YARATMA 
    PSİKOLOJİSİ…


    ÖRNEK OLAY 1
    OLAY YERİ: Evrensel Gazetesi
    OLAY:
    Mit yaratma psikolojisinin son dönemdeki kurbanı ve kahramanı Hizbullah lideriNasrallah oldu… 
    Üzerine sadece bir medya kazası işlenmedi… 
    Aslında dünya medya tarihinde özel bir yere sahip olacak bir sahte röportaj skandalına da imza atılmış oldu…

    Hayali Nasrallah röportajını Evrensel Gazetesi yayınladı…

    Röportajda, Nasrallah, ne kadar Türk ve Latin Amerikan ateist-devrimci figürüvarsa, hepsine en içten bağlılıklarını ve kalbi yakınlığını sunuyordu… 

    Evrensel Gazetesi'nin bu masa başı röportajı, Türk solcuları arasında bir çeşit sevinç dalgası yaratıp, yakın geçmişte İranlı solcuların yaşadıkları unutulup, "yeni devrimci ikonumuz hayırlı olsun" diyerek piyasaya sunulmasına yol açtı… 

    Ve, Nasrallah bir anda emperyalizme karşı mücadelenin adeta sol figürü haline geldi… 

    Evrensel Gazetesi'ndeki bu röportaj, özellikle internet ortamında geniş yankı buldu veyabancı dillere de çevrildi. Bu röportajdan bütün dünya medyası "yararlandı".

    Ama birileri merak dürtüsüyle hareket edip, sorgulamaya başladı. Yazık ki bu Türk medyası değildi…

    Lübnanlı ünlü Markist yazar Gilbert Ahcar, bir e-posta kaleme alınca, işin foyası çorap söküğü gibi ortaya çıktı ve Evrensel Gazetesi de özür dilemek zorunda kaldı.

    SONUÇ:
    Bu röportaj, İngilizcedeki "wishfull thinking" yani olsa ne güzel olurdu hastalığına verilecek iyi bir örnek olarak yerini aldı…

    Nasrallah'ın devrimci ve bir sol figür olarak lansmanı bir başka bahara kaldı… 

    Medya ilişkileri konusunda bir ders de buradan çıkarmak istersek, Evrensel Gazetesi'nin özür yazısındaki şu cümleler hepimizin aklında hak ettiği yeri bulmalı;

    "Bizim açımızdan haberin yayınlanmadan önce doğrulatılmasının elden bırakılmamasını göstermiş olması bakımından öğreticidir. Okurlarımızdan, bize güvenerek bu röportaja yer veren basın organlarından, bu röportajı çeşitli yabancı dillere çevirip dünyaya duyuran kişilerden özür diliyoruz…."


    BENİ PR'CILARA 
    EMANET EDİNİZ (!)


    ÖRNEK OLAY 2
    OLAY YERİ: Pentagon
    OLAY:
    Halkla ilişkilerin ve medya ile olan ilişkilerin hayatiyetini hiç tartışmıyoruz...

    Ama bazen, Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon bile öyle olmadık şeyler yapıyor ki,"Hangi zihni sinir PR'cıdan bu fikir çıktı da uygulamaya geçti" diye sormadan edemiyoruz.

    Pentagon'un son icraatı Irak'a savaşmak için gönderilen askerlerin bire bir boyuttakikarton maketlerinin baba özlemi çeken çocuklarına gönderilmesi oldu.

    Yaklaşık üç yıldır baba hasretiyle yanıp tutuşan çocuklara kutu içinde karton babagönderildi.

    Dahası, karton babalarıyla arabanın arka koltuğunda fotoğraf çektirip, karton babalarını öpüp okşayan çocukların fotoğrafları marifet gibi yayınlandı. Pentagonkendince projenin o kadar başarılı olduğunu ilan etti ki, ailelerin bu şekilde özlemini dindirdiklerini iddia etti. 

    Hani utanmasalar, neredeyse, karton babanın gerçek babanın yerini tuttuğunu bile söyleyecekler. 

    Belli ki, Pentagon, Amerikan askerlerini her şekilde bir "kutu"nun içine koyup,Amerika'ya getirmeye kararlı… 

    SONUÇ:
    PR'cılara haksızlık etme niyetinde değiliz. 

    Sivri akıllı Pentagon PR'cılarının yaptıklarının yanı sıra, Formula 1 medya kazasına imzasını atan TOBB Başkanı Rıfat HisarcıklıoğluKKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı kürsüye çıkarmadan önce bir PR uzmanına danışsa, böyle bir hamleyi yapmayabilirdi.

    Hisarcıklıoğlu'nun yaptığı hatayı kabul etmeyip, eleştirileri "tabansızlık" olarak nitelendirmesi her şeyin üstüne tüy dikti… 

    Doğan Grubu'nun Petrol Ofisi olarak ana sponsorluğunu üstlendiği Formula 1'e ilişkin en sert yorum ise yine Doğan Grubu'nun Amiral Gemisi Hürriyet'in köşe yazarlarındanEge Cansen'den geldi… 

    Formula 1'e "gezginci otomobil sirki" diyen Ege Cansen, bu organizasyonunekonomik katkısına da hiç inanmadığını söylüyor… 
    Ve şöyle diyor;

    "Birincilik kupasını KKTC Cumhurbaşkanı Talat'a verdirip, KKTC'nin tanınmasını emrivaki ile dünyaya kabul ettirmişiz. Pes doğrusu! Kim inandı buna? Bizde böyle olur uyanıklık..." 

    * * *

    Unutmayın… medya kazası can almaz… itibar alır…