Sitemizde Ara

  • Başbakan'ın tahammülsüzlüğü tahayyül ötesinde…
  • Cerrah'ın "linç" fobisi…
  • Perinçek'ın kıblesi şaştı… 
  • Vak Vak Amca'nın kurban duası…

    ... Ve
  •  93 yaşındaki Sümerolog "Sümerlerde başörtüsünü hayat kadınları takardı"deyince…

    RAPORU HAZIRLAYANLAR:
    Azime Acar & Ender Bölükbaşı


    * * *

    Çok açık ve net bir kaza…

    Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'nin sekiz şehidini toprağa verdiği acılı günlerde sarfettiği sözler için kullandık bunu…

    Açıklaması o kadar talihsizdi ki, şehitlerin acısının sıcaklığı hala hissedilirken, "askerlik yan gelip yatma yeri değildir canım kardeşim" sözleri her yönüyle açık, net ve can acıtıcı bir medya kazasıydı… 

    Cümlede kullandığı "canım kardeşim" sözü ise olayı hafifletmiyor, açıklamayı sempatik kılmaktan çok, daha da yabancılaştırıyor ve üzerine yapılan toparlama konuşmalarını tamamen "kadük" ediyordu…

    Öyle bir infial dalgası yarattı ki, gazetelerin bütün köşe yazarları kelimelerle işlenen medya kazalarına atalardan sözlerle karşılık vermek için neredeyse yarıştılar...

    Güneri Civaoğlu Milliyet'teki köşesinde Yunus Emre'den bir dörtlükle söze girerken;

    "Söz ola kese savaşı
    Söz ola kestire başı
    Söz ola ağulu aşı
    Balıla yağ ede bir söz…"


    diyor, hemen yanıbaşında köşe komşusu Hasan Cemal, "Gırtlak dokuz boğum" sözünü hatırlatıyordu…

    SONUÇ:
    Erdoğan'ın sözlerinin yarattığı sevimsiz hava tüm yurtta hüküm sürüyor… 

    Tayyip Erdoğan, bundan sonra benzer kazaları işlememek için belki detahammülsüzlüğünü biraz törpülemek zorunda… 

    İşte Başbakan'ın bizde iz bırakan sözlerinden bir kaçı…
    "Ananı al git"… "Artistlik yapma lan"… "Hoplatacağım"…


    30 AĞUSTOS'TA FRENE BASTI, 
    2 EYLÜL'DE DUVARA ÇARPTI


    ÖRNEK OLAY 1
    OLAY YERİ: İsmailağa Camii avlusu
    OLAY:
    İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ın 30 Ağustos'ta Lübnan'a asker gönderme karşıtı pankart açan gençlere karşı girişilen linç girişimini övmesinin üzerinden daha üç gün geçmişti ki, açıklamanın fren izleri Fatih Çarşamba'daki İsmailağa Camii'nin duvarına kadar uzandı…

    Caminin imamı Bayram Ali Öztürk'ü sabah namazı sonrası sohbetinde bıçaklayarak öldüren Mustafa Erdal cemaat tarafından linç edildi… 

    Olay yerine gelen Celalettin Cerrah'ın, birkaç gün önceki açıklaması belli ki aklındaydı, o yüzden olsa gerek, olayın linç değil, Mustafa Erdal'ın kafasını mihraba vurarak"kendini öldürdüğü" şeklinde bir açıklama yaptı… Ki, kimse buna inanmadı…

    Cerrah, linçi övdüğü sözleri ile son olay arasında bir bağlantı kurulacağını biliyordu. O yüzden polisin resmi açıklaması bu yönde oldu ama söz konusu açıklama bizzat cemaat tarafından yalandı…

    Önce, cemaatin resmi sitesinde olayın cep telefonu ile çekilmiş fotoğraf ve görüntüleri, ardından da ses kaydı yayınlandı. Bu deliller Mustafa Erdal'ın linç edildiği kanısını güçlendiriyordu. 

    SONUÇ:
    Celalettin Cerrahlinç sözünü ağzına almamak için belki de bu ifadeyi asıl kullanması gereken yerde kullanmadı… 

    Bazen, konuşulması gereken yerde konuşmamak da medya kazasına yol açar, bizden hatırlatması…


    PERİNÇEK HOCA 
    EFENDİ-YOLDAŞ…


    ÖRNEK OLAY 2
    OLAY YERİ: Tempo Dergisi
    OLAY:
    Fettullah Gülen'e yakınlığı ile bilinen Zaman Gazetesi'ne ziyaretiyle bizleri ziyadesiyle şaşırtan İşçi Partisi liderinin en son bir cenaze namazında saf tutarken görülmesi meraklı bir tartışma başlattı.

    Tempo Dergisi'nden Tutkun Akbaş'a röportaj veren İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek"Ateist misiniz" yönündeki sorulara, "Ateizm başka bir şey. Bilimsel sosyalistlerin hiçbiri ateist değildir" diye cevapladı.

    Star Haber'de Savaş Ay'a besmele çekip, fatiha suresini okumasını "İslam dinini çok iyi bilmesi" şeklinde yorumlayan Perinçek"Peki Müslüman mısınız?" sorusuna bakın ne diyor;

    "Bunlar provakasyon sorulardır. Ben Müslüman olan Türk milletinin bir ferdiyim. Türk milleti müslümandır ve ben de onun bir üyesiyim."

    "Dolayısıyla, Müslüman olmuyor musunuz?"

    "Bakın bunlar tamamen kışkırtıcı sorular. Atatürk devrimi için uzun yıllardır mücadele eden bir insan olarak böyle tongaya düşürmek, oralarda bir takım profiller çizmek falan, ben bu tuzaklara düşmem, onu söyleyeyim."

    Oysa Perinçek"Türk milleti müslümandır" sözleriyle az da olsa Müslüman olmayanTürk azınlıkları görmezden geliyor… Üzerine de bir insan hakları dersi verip, "Ben laik bir politikacıyım" demeyi de beceriyor… 

    İslamın şartlarından birini yerine getirdiğini söyleyen Perinçek, o şartın da zekat vermek olduğunu belirtiyor ve şöyle diyor;

    "40'ta 40'ını, bütün canımı, malımı halkıma, devrime vermişim." 

    Perinçek böylece zekattan solcu (!) bir yorum çıkarmayı da başarıyor.

    Marx ve Engels'in, Hazreti Muhammed'in hayranı olduğunu da savunan Perinçek,Zaman Gazetesi'ni ziyaretinde iktidara geldiklerinde gazeteyi kamulaştıracaklarını da sözlerine ekliyor…

    SONUÇ:
    Perinçek'in bu röportajını okuyunca, Google'ın video sitesinde yayınlanan, kurban kesilirken ellerini dua için semaya açmış Vak Vak Amca'nın görüntüsü aklımıza düştü. 

    Zira, o ne kadar anlamlıysa, Perinçek'in sözleri de ancak o kadar anlam ifade ediyor…


    93 YAŞINDAKİ 
    BİR DEVRİMCİ


    ÖRNEK OLAY 3
    OLAY YERİ: Haftalık Dergisi
    OLAY:
    Perinçek'in sözde kalan solculuğundan, çalışmasıyla adeta devrimci bir tavır sergileyen 93 yaşındaki Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ'a geçelim. 

    Haftalık Dergisi'nden Selin Ongun'a röportaj veren bilim kadını Çığ, 85 yaşından sonra laptop kullanmayı öğrenmiş…

    Başörtüsünün başlangıcının Sümerlere dayandığını ve ilk kez Sümerli hayat kadınlarının toplum içinde ayırt edilmesi için kullanıldığı tezini ileri süren Çığ içindokuz aydan bir buçuk seneye kadar hapis cezasıyla cezalandırılması için davaaçılmış durumda.

    93 yaşından iki ay aldığını söylerken, kıs kıs gülen bu tonton bilim kadını, yazı yazmaktan asla vazgeçmeyeceğinin altını çiziyor ve şöyle diyor; 

    "Demokraside herkesin demokrasiye katılması lazım. Beğendiğinizi veya beğenmediğinizi karşınızdakine bildirmeniz lazım. Oysa bizde dedikodu yapıyorlar ama yazmıyorlar. Mesela, televizyonları beğenmiyoruz diye şikayet ediyorlar. Beğenmiyorsanız yazın elinizde kalem var diyorum." 

    SONUÇ:
    "Vatandaşlık Tepkilerim" adlı kitabı yüzünden 93 yaşındaki bu bilim kadını, "Artık hapis olacağım. Beni ziyarete gelirsiniz, ama hapsedemeyecekler. Çünkü Erbakan'ı edemediler. Onu edemeyince beni edebilirler mi? Erbakan'ı yaşı dolayısıyla ev hapsi yaptılar. Haberiniz yok mu?" diyor…

    Ve, onu dava edenleri utancı ile baş başa bırakırken gülümsüyor…
    Ölümünden sonra ise bakın nasıl hatırlanmak istiyor…
    Onun sözleriyle bitiriyoruz bu haftaki yazımızı…

    "Şarkılarla yollayın beni
    Gittiğim yerde ne gam, ne keder
    Ne beni deli eden çıkarcı politikacılar
    Ne de vicdanları sömüren sözde dinciler"


    * * *

Unutmayın… medya kazası can almaz… itibar alır…