Sitemizde Ara

 

  •  Medyanın nerede ve ne zaman bir "haber kaynağı" olarak kullanılacağı ile ilgili iki ayrı medya kazası...
  •  Biri gazeteleri okumadığı için... Diğeri ise istihbaratı TV'den aldığı için...
  • Yaşar Nuri Öztürk'ü deniz tuttu... Hem ayakları hem aklı karıştı...

    ... Ve
  • Somali'den "hamili kart yakinimdir" heyet bilmecesini kim çözdü?

    RAPORU HAZIRLAYANLAR:
    Azime Acar & Ender Bölükbaşı

    * * *

    Aslında jurnalci olmak istemiyoruz, amacımız bu değil. 
    Seda Sayan gibi halkın sevdiği birisini bir yerlere şikayet etmek de bize yakışmaz.

    Ama Seda Sayan'ın 2 Ekim günü Kanal D'deki sabah programında başına "türban"takarak ekrana çıkması geçen haftanın en flaş medya kazasıydı...

    Seda Sayan "normal" bir günde bunu yapsa prodüksiyona renk katılmak için yapılmış bir"trük"olarak kalabilirdi... 

    İrtica tehdidi söylemleri son günlerin gazete manşetlerini oluşturuyordu… Dahası, o gün Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın "çok önemli" konuşması merakla bekleniyordu...

    Belli ki Seda Sayan ve ekibi, o sabah gazeteleri önlerine alıp, manşetlerde ne var diye bakmamıştı...

    Ve, "Sabah Sabah Seda Sayan" programında tesettürlü mankenleri hayranlıkla izleyenSeda Sayan, bir de üzerine "Başörtülerin bağlanma biçimine bayılıyorum" deyip, kendi başına da "türban" tarzı başörtüsü bağlatıp, "Nasıl yakıştı mı?" sözleriyle seyircilerden onay aldı.

    SONUÇ:
    Seda Sayan'ın bu halk tipi şovu başka bir gün olsa belki bu kadar çok göze batmazdı. Ama, Yaşar Büyükanıt'ın konuşma yaptığı güne denk gelmesiyle, çifte kavrulmuş bir medya kazası olarak bizim arşivimizdeki haklı yerini de aldı.


    UÇAK KAÇMIŞ, HABERİN VAR MI?

    ÖRNEK OLAY 1
    OLAY YERİ: NTV stüdyoları- Emniyet Genel Müdürlüğü hattı
    OLAY:
    Tiran-İstanbul seferini yaparken, Hakan Ekinci tarafından İtalya'nın BrindiziHavaalanı'na kaçırılan uçak, medya kazaları sinsilesiydi sanki...

    Adalet Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü, yolcu uçağının kaçırılmasındanNTV'den haberdar oldu… 

    Hatta, bu "hızlı istihbaratı" Emniyet Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı'na yazıylabildirdi.

    Takvim Gazetesi'nde 6 Ekim günü "Uçak kaçırılmış, Celal öyle diyo!" manşetiyle verilen olay karşısında, Türk emniyet birimlerinin istihbarat gücü karşısında herkesin gözü faltaşı gibi açıldı...

    Celal Pir'in uçak içinde yaptığı canlı yayınlar sırasındaki konuşmalar ise bu medya kazasının gölgesinde kaldı... 

    Zira, Celal Pir, yolcu ile konuşurken fonda alkış sesleri duyuldu. Pir"Bu alkış sesleri nedir? Yoksa serbest mi bırakıldınız?" diye sorunca yolcudan beklemediği bir yanıt aldı:

    "Hayır, Arnavut yolcular korsanı alkışlıyor. Çünkü korsan şu anda bizlerden özür diliyor. Tek tek hepimizin elini sıkıyor."

    Pir, uzun süre bu sözlere inanamazken, NTV'nin yayını, "Hava korsanının alkışlandığı ilk canlı yayın" olarak tarihe geçti.

    Medya kazası sinsilesi dedik, sözümüzün arkasındayız.
    Adalet Bakanlığı'nın kazasız belasız atlatılan bu uçak kaçırma olayının hemen ardından, uçaktaki bir başka Türk yolcuyu, Mehmet Ertaş'ı da "ikinci korsan" olarak "aculluk"edip duyurması ise bir diğer medya kazasıydı.

    Biz medyada bir şeyi araştırmadan hemen verme işine aculluk deriz. 

    Bu acemilikle aceleciliğin elele tutuşması halidir.
    Sıkça yapılır. Ve, bıyık altından da gülünür.

    Adalet Bakanlığı'nın yaptığı aculluk ise Antakyalı Mehmet Ertaş'ın kalbini kırdı ve adının "hava korsanı" olarak anılmasına kızdı.

    SONUÇ:
    Dava açmayı düşünüyor ama ismini "acil" koduyla dünyaya duyuran Adalet Bakanlığı'ydı...
    Mehmet Ertaş'ın, eğer karar verirse adaleti arayacağı yer de yine Adalet Bakanlığıolacak. 

    Haydi hayırlısı...
    Ama, bakanlığın aculluktaki hızı, burada kaplumbağa ritmine dönüşürse biz şaşırmayız...
    Eminiz siz de...


    YAŞAR NE YAŞAR NE YAŞAMAZ...

    ÖRNEK OLAY 2
    OLAY YERİ: Referans Gazetesi
    OLAY:
    Bahsettiğimiz YaşarYaşar Nuri Öztürk

    Referans Gazetesi'nden Nuray Başaran'a konuşan Yaşar Nuri Öztürk'ün, kendisi veCHP ile ilgili sözleri siyaset literatürüne değil ama psikoloji ve megalomani üzerine yapılan çalışmalara referans olabilir.

    Yaşar Nuri ÖztürkCHP Lideri Deniz Baykal'ın seçim dönemi kendisini kullanıp bir kenara attığını yürek yanıklığı ile anlattığı röportajında, "Bu partiyi 9.5 ayda ben Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdırarak, 72 il, 520 birimde teşkilatlandırdım. Sıfırdan aldım,tarihin önüne koydum. Seçime hazır hale getirdim." diyor. 

    Kendisini "ne sağcıyım, ne solcuyum" diye tanımlayan Yaşar Nuri"Kendi kamuoyu yoklamamı 20 yıldır kendim yapıyorum. Ben çantamda bir pijama, affedersiniz bir teklik 20 yıl bu halkla beraber yattım kalktım..." diyerek, dini konulara hakim olsa da siyasetteki acemiliğini ele veriyor. 

    SONUÇ:
    Yaşar Nuri Hoca'nın, Deniz Baykal ile yaptığı siyaset tangosunda hem ayakları hem de kafası karışmış. 

    Şu sözlerini sizin değerlendirmenize bırakıyoruz;
    "Ilımlı İslam'ın, Büyük Ortadoğu Projesi'nin tartışıldığı bu coğrafyada benim birikimim devreye girmeden, Türkiye'nin çıkış noktasına götürecek bir politika üretmesi mümkün değil."


    SOMALİ'DEN HEYET GELMİŞ...

    ÖRNEK OLAY 3
    OLAY YERİ: Maliye Bakanlığı ve Merkez Bankası Başkanlığı
    OLAY:
    Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, geçen hafta resmen tongaya düşmekten son anda kurtuldular ama medyaya malzeme olmaktan tabii ki kurtulamadılar.

    Unakıtan ve Yılmaz'ı kandırarak, kendilerini Somalili olarak tanıtan heyetin "sahte ötesi" olduğu ortaya çıktı...

    Ankara'yı karıştıran sahte Somalili heyetin içinde Somalili bile olmadığı anlaşıldı... 

    Hatta, üç kişilik heyetin ikisinin Türk, birisinin Bulgar olduğu, dahası Somali'de resmi bir ziyaret yapacak Merkez Bankası'nın bile bulunmadığı ortaya çıktı.

    Atandığının hemen ertesi günü, evinin kapısının önündeki ayakkabı yığınının fotoğrafını yayınlayarak, ona medya usulü "Hoş geldin" partisi yapılan Durmuş Yılmaz"27 yıllık Merkez Bankacılığımda böyle bir olayla karşılaşmadım" dedi. Ancak, Yılmaz,Unakıtan'dan gelen telefona hayır diyememe yüzünden heyeti kabul ettiğini,"Geldikleri anda ne olduğunu biliyorduk ama referans olunca..." şeklinde konuştu.

    SONUÇ:
    Durmuş Yılmaz'a referans veren Maliye Bakanı Unakıtan'dı.

    Yılmaz zaten, "Aslında ben adamlar kapıdan girince ne olduklarını gözlerinden anlamıştım" diyerek, Unakıtan'ın düştüğü tuzağa kendisinin düşmediğinin altını çiziverdi...

    Yılmaz'ın bürokrasi deneyi frene bastırmıştı ama medya kazası olmuştu artık.

    * * *

    Unutmayın… medya kazası can almaz… itibar alır…