Sitemizde Ara

  • Gül'ün adı… Ross Wilson'un tadı…
  • Gül'ün Times'e, Ross Wilson'un Türk gazetecilerine demeçlerinin analizi…
  • Wilson, "Bu kez darbe olursa bizden bilmeyin" demeye mi getirdi?…
  • İstanbul Milli Eğitim Müdürü'nün ahvali…

    ...Ve
  • "Bayaan yanı" uygulaması otellere de sıçradı… 
    62 yaşındaki profesöre "oğlunla aynı odada kalamazsın" dendi…

    RAPORU HAZIRLAYANLAR:
    Azime Acar & Ender Bölükbaşı

    * * *

    Kısa süren Cumhurbaşkanlığı adaylığının ardından Dışişleri Bakanı Abdullah Gül,serinkanlı ve aklıselim duruşunu kaybetmiş görünüyor.

    İngiliz Times Gazetesi'ne geçen hafta verdiği bir demeç sırasında, gazetecinin, "Şeriat devleti ister misiniz?" sorusuna Dışişleri Bakanı Gül, cevap verirken, öyle kritik bir medya kazası işledi ki…

    Bu kaza, Dışişleri'nin rahle-i tedrisatından geçen bir siyasetçi için gayet sıra dışıydı…

    Gül'ün cevabı şuydu;
    "Hayır, burada ona talep yok. Kalpten söylüyorum."

    Oysa, gazetecinin sorusunun cevabı bu değildi.
    Gazeteci, "Şeriat devleti isteyenler var mı burada?" diye sormuyordu. Onun kişisel tercihini merak ediyordu.

    Vatan Gazetesi köşe yazarı Güngör MengiGül'ün cevabındaki bu kritik hataya dikkat çekerek, "Şeriat devleti ister misiniz sorusunun cevabı ya isterim ya da istememolmalı. Konumuna yakışan, ettiği yemine sadakatini onaylayan cevabı vermemiştir. Sanki talep olsa durum değişecek!..."

    Diplomasi geleneğinden gelen isimlerin bu tür nüanslara nasıl dikkat ettiğine ilişkin en"başarılı örnek" ise yine bu hafta içinde, ABD Ankara Büyükelçisi Ross Wilson'dan geldi.

    Wilson, dört gazeteciyle yaptığı sohbet toplantısında, gazetecilerin özellikle Kuzey Irakve askeri darbe sorularını makasa girmiş futbolcu misali vücut çalımıyla bertaraf etti.

    Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Cüneyt Ülsever, 3 Haziran tarihli yazısında, Wilson'unusta manevralarını bakın nasıl anlatıyor;

    "Türkiye, tek taraflı bir kararla Kuzey Irak'a girmeye kalkarsa ABD ne yapar, meali bir soruya tecrübeli bir diplomat olarak, 'varsayımlar üzerinden spekülasyon yapmayacağını' söyleyerek cevap vermedi.

    Türkiye, Kuzey Irak meselesini esasında kendi iç politikası için mi kullanıyor, sorusuna ise gülerek, 
    'Bu konuda spekülasyon yapmakta serbestsiniz' diye cevap verdi."

    SONUÇ:
    Ülsever'in, Ross Wilson'un sohbetinden çıkarken edindiği izlenimi ise şu;, 

    "Galiba ABD Büyükelçisi Türkiye'de siyasete daha da beter müdahaleler olursa, hatta iş darbeye kadar giderse, 'bu kez bunu bizden bilmeyin' mesajını veriyor."

    Biz de bu satırları okuyup, Ross Wilson'un usta cevapları üzerinde düşünürken, ünlü reklam sloganındaki ifade aklımıza düştü… 

    Aranızda Ülker Gofret sevmeyen var mı?...


    MÜDÜR BEYİN YEŞİL KÜRK܅

    OLAY YERİ: İstanbul Bağcılar Lisesi
    OLAY:
    İstanbul Bağcılar Lisesi'nde "gizli mescit" kurdurularak, öğrencilere namaz kıldırıldığına ilişkin görüntülerin Show TV Özel Haber programında yayınlanmasının ardından yapılan açıklamalar, "al birini, vur ötekine" türündendi.

    Özellikle İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ata Özer'in, "Bu ülkede din ve vicdan özgürlüğü var. İbadet yapacak olan kişi ibadeti yapar. Ama ibadet yapılan yer temiz olmalıdır. Yanlış bir uygulama değil. Ama o artık araştırma neticesinde ortaya çıkar" sözü herkesin birbirine şaşkınlıkla bakmasına yol açtı.

    Müdür bey, akşamüzeri açıklamasının vahametini anlamış olacak ki bu kez basına,"Basın ve Halkla İlişkiler Bölümü"nden yollanan bir faksla ulaşmayı tercih etti.

    Basın ve Halkla İlişkiler Bölümü'nden akşam saatlerinde yapılan açıklamada, 

    "Ata Özer, Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamasında bu ülkede din ve vicdan özgürlüğü var, ibadet yapacak olan kişi temiz olan her yerde ibadetini yapar. Ama bu okul olmamalı anlamında kullanmıştır" diyerek nefis bir geriye üçlü saltohareketiyle çark etti.

    SONUÇ:
    Müdür beyin, bu karışık siyasi ortamdan kafası bulanmış olacak ki sabah çayınımüteakip, Anadolu Ajansı'na daha muhafazakar mesajlar verirken, akşam çayınımüteakip, bir başka cepheye "haşa!..." demeye getirdi.

    İşin bir başka boyutuna Vatan köşe yazarı Güngör Mengi dikkat çekti ve AKP'nin yeni vitrini solcu liberal adaylarla ilgili bir değerlendirme yaptı:

    "AKP'ye alınan solcu liberal adayların partiye ne kadar yarar sağlayacaklarını dün tahmin etmeye çalıştım. Acaba Başbakan'ın ordu ve yargıyla çatışması için lisedeki mescit için bir şey söyleyen çıkmış mı aralarından diye gazeteleri taradım. Hayır çıkmamış. Demek ki adaylar tam isabetli seçilmiş!..."


    BAYAAN YANI…

    OLAY YERİ: Antalya Kemer, beş yıldızlı Deluxe Fantasia Oteli
    OLAY:
    10 yıl önce eşi ve oğluyla birlikte tatil yaptığı Antalya Kemer'deki beş yıldızlı Deluxe Fantasia Oteli'nde yeniden kalmak isteyen Prof. Dr. Ayhan Turan, rezervasyon için aradığında şoka uğradı.

    26 yaşındaki oğlu Hakan Turan ile "çift kişilik bir odaya" rezervasyon yaptırmak için arayan profesöre, görevli kadın, "İki erkeği bir odaya almıyoruz" dedi.

    Prof. Dr. Turan, görevliye kendilerine eşcinsel muamelesi yapıldığını söyleyerek sert çıktı.

    Kadın görevli ise, "Otelin prensipleri böyle. Kesinlikle iki erkek bir odaya alınmıyor" yanıtını tekrarlayarak, talebi reddetti.

    Bu açıklamanın medyaya yansımasının ardından otelin Satış ve Pazarlama Müdürü Nilda Türe, bir hata yapıldığını belirterek, bir şeyler söyledi ama biz Prof. Dr. Turan ile ne bağlantısı olduğunu anlayamadık:

    "Otel müşterilerinin çoğunun Rus bayan olması nedeniyle önceden yaşanan bazı tatsız olayların tekrarlanmaması için böyle bir uygulama yapılmaktadır. Ama daha önceden otelimize gelmiş olan, akademik kariyere sahip bir insanın bu şekilde muamele görmüş olması bizi de üzmüştür." 

    SONUÇ:
    Nilda Türepersonel kaynaklı bu hatadan dolayı özür dilediği açıkladı açıklamasına ama anlayan beri gelsin…

    Milyonlarca dolarlık yatırımlar, ön saflardaki telefona cevap veren görevlilerin insafına ve becerisine bırakılınca, medya kazaları da kaçınılmaz oluyor… 

    Olayın faturası da çoğu kez bunu haber yapan medyaya kesiliyor… 

    Ama, medya olmasa profesöre yapılan bu haksızlıktan kimsenin haberi olmayacak… Belki de kuru bir özür bile dilenmeyecek…

    * * *

    Unutmayın… medya kazası can almaz… itibar alır…