Sitemizde Ara


  • Türk Tarih Kurumu Başkanı'nın medya hevesinin yarattığı toz bulutu...
  • Halaçoğlu, medya radarlarına yakalanmak için nasıl aşırı sürat yaptı?

    ...Ve,
  •  13 yıldır Başkanlığı yürüten Halaçoğlu'nun, araştırmalarını "sansasyonel" açıklama yöntemi...

    RAPORU HAZIRLAYANLAR:
    Azime Acar & Ender Bölükbaşı

    * * *

    Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu, bilim adamlığı şapkasını bir an olsun bırakıp, "Belki daha çok okunurum" diye magazin figürleri üzerinden mesaj vermeye kalkınca, resmen baltayı da taşa vurdu.

    Halaçoğlu, yaptığı medya kazasını çekinmeden sürdürme yeteneğine de sahip olduğunu gösterdi.

    "Hülya Avşar aslında Kürt değil, Avşar aşireti Kürtçe konuşan bir Türkmen boyudur" sözünün medyada, magazin sayfalarında yer almasının hemen ardından rahmetli sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın deyişiyle "çarşafa doladı"...

    Özal, bu amiyane tanımı 1991 seçimlerinde muhalefete düşünce iktidar ortakları için söylemişti. 

    Halaçoğlu'nun çarşafa dolaması ise "Türkiye'de bir çok Ermeni kökenli müslüman var. Ermeni kökenlilerin listesi de bende" sözüydü.

    Dahası, "Böyle bir liste madem var, niye açıklamıyorsunuz" deyince de Halaçoğlu,"Neden açıklayayım ki, basın sözlerimi çarpıtarak veriyor" diyordu. Sanki, o anda açıklama yaptığı medya değil de bir başka kurumdu.

    Halaçoğlu'nun sözleri bununla da kalmadı...

    Alevi vatandaşlarımızın çoğunun kökeninin Kürt olduğu ve bu yüzden de aşırı sol örgütleri destekledikleri gibi "bilimsel" tezlere dayanmayan savlarını medyayla paylaştı. 

    Paylaşırken de kendince savunma yaptı.

    Ancak, Halaçoğlu, bir kere medyanın antenlerini açmasına neden olmuştu.

    Nereye uçsa, nereye konsa artık medya için haberdi...

    Bunun farkına vardığında ise açıklamalarla ve dolayısıyla medya kazalarıyla dolu bir hafta geçirilmişti.

    Halaçoğlu sustuğunda, herkesin kafası karışık, ortalık da toz dumandı.

    SONUÇ:
    Halaçoğlu'nun bu açıklamalarına ilk tepki siyasi cenahtan geldi, doğal olarak...

    Meclisin "en bağımsız" milletvekili Ufuk Uras, hükümete verdiği soru önergesinde,"Bilimsel bir analizden çok, kışkırtıcı bir anlayışın ifadesi niteliği taşıyan cümlelerin sahibi Halaçoğlu'nu görevden almayı düşünüyor musunuz?" dedi. 

    Kürt kökenli milletvekillerinin tepkileri de cabası...

    Alevi örgütleri de ayaklanarak, Halaçoğlu hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Halaçoğlu, belki istese bu kadar medyada yer alamazdı... 

    Arşivlerdeki bütün Halaçoğlu fotoğraflarıgörüntüleri didik didik edildi. 

    Bekir Coşkun'a "Cumhurbaşkanını beğenmiyorsan o zaman bu ülkeyi terk et"diyen Başbakan kadar medyada yer aldı. Resmen Başbakan'dan rol çaldı.

    Gelelim tarihçilerin bakış açısına...

    Onlar bu olaya nüansla yaklaşıyor....
    Ama Türk Tarih Kurumu Başkanı'nın bu tezleri neden "bilimsel" platformlarda değilmedyayla paylaştığını da kendi kendilerine soruyorlar.

    Prof. Dr. İlber OrtaylıMilliyet Gazetesi'nde Pazar günü yayınlanan yazısında,"İnsanlar kimliklerini kendileri açıklarlar. Türkiye'de, onların yerine birilerinin kimliği açıklama eğilimi son derece yanlıştır" derken, şu yorumu paylaştı; 

    "Bilim kurumları medyaya hesap vermez. Kendilerini tanıtma yeri de orası değildir. Bu gibi kurumlar ortalıkta tartışmaları aydınlatıcı, soğukkanlı araştırmaları üretmekle yetinmelidirler. Televizyon ekranlarında çekişme çok yıpratıcı olur."

    Türk Tarih Vakfı Başkanı Halim Bulutoğlu ise görüşünü şu sözlerle dile getirdi: 

    "Halaçoğlu'nun ilk sözlerini duyunca çok şaşırdım. Ama yaptığı açıklamaların arkasında bir araştırmanın yer aldığı bilgisi gelince daha da fazla şaşırdım. Çünkü bir bilim insanının hele hele TTK gibi bir kurumun başındaki insanın, eğer gerçekten var ise açıklama yöntemi ve uslubü böyle olmamalıydı."

    Halaçoğlu tarih bilgisiyle "tarihi bir medya kazası"na imzasını atmış oldu.

    * * *

    Unutmayın… medya kazası can almaz… itibar alır…