Sitemizde Ara


"Çoraplı demokrasi" geldi, haberiniz olsun....

-- Al Gore ile çoraplı AKP'liler arasındaki ortak nokta ne?

RAPORU HAZIRLAYANLAR:
Azime Acar & Ender Bölükbaşı

* * *
Bürokratlar
 veya çiçeği burnunda milletvekilleri siyasete adım atar atmaz görsel medya kazalarıyla burun buruna geldiler. 
Medya kazalarındaki ortak nokta ise çorap ve yaşam tarzına ilişkin ipuçlarıydı.

Paris'teki Mevlana etkinliklerinde topuklarına bastığı ayakkabılarını çıkarıp, koltuğa bağdaş kurarken, medyanın meraklı objektiflerine yakalanan Konya Kültür ve Turizm Müdürü Abdüssettar Yarar'ın hali pür melali bir tarafa çoraplarının rengi bir başka tartışma konusu oldu.

Yarar"Yeni ayakkabılar ayağımı çok sıktı. O yüzden şahsım ve Türkiye adına kamuoyundan özür diliyorum" diye savunma yaparken, çorabının fotoğraftaki gibibeyaz değil, pantalonuna uygun bej rengi olduğunu söylemeyi ihmal etmedi.

Hürriyet'te Ahmet Hakan'ın yazdığına göre, "settar" kelimesi "Allahın kusurları örtücü özelliğine" atıf yapan bir sözcük. 

Ama Abdüssettar Bey'in bu medya kazasıyla karışık kusuru, kolay örtülecek bir şey değildi.

Kültür ve Turizm Müdürü'nün "haklı (!)" bej çorap savunması ise hatasının özününe kadar anladığını da ortaya koyuyor.

İkinci başa çorap örme vakası ise Sakarya'nın Kaynarca ilçesinde bu yıl eğitime girecek olan 258 öğrencili Kulaklı İlköğretim Okulu'nun Müdürü Abdülkadir Karaca'nın çoraplı milletvekillerinin önünde yine "çoraplarıyla diz çökmüş"fotoğrafıyla geldi.

Kaynarca'da bir açılışa katılan AKP'li üç milletvekilinin önünde "diz çöküp" okulu için"öğretmen dilenmesi" sırasındaki vücut dili her görenin yüreğini burktu.

Fotoğrafta AKP milletvekilleri biat edilmeye alışık bir tavırda, biraz da burun ucuyladinliyorlar. Okul Müdürü Karaca ise yeni öğretim yılına bir hafta kala öğretmensizliğin telaşı ile ellerini önüne kavuşturmuş, adeta yalvarıyor.

Ortak noktaları ise hepsinin "çoraplı" oluşu. 

SONUÇ:
İnsanların çoraplı oluşuna karşı çıkmak bizim haddimize değil. 

Ama bunun bir yaşam tarzına ilişkin ipuçları veriyor olması bizim ilgi alanımıza giriyor.

Sabah Gazetesi'nin Pazar Eki'ne konuşan Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Arus Yumul"Türkiye'de yaşanan şeyin adının yaşam tarzı savaşı olduğunu" söylerken, "İslami tarzın kamusallaştığına" dikkat çekiyor.

Eylemin fikri anlattığına dair en çarpıcı örneklerden birisi ise batı basınında yansıma buldu.

Çevreciliği ile övünüp, konferanslar veren, adı Nobel Barış Ödülü alacaklar listesinde anılan ABD'nin eski Başkan Yardımcısı Al Gore, lüks özel jetinden inerken görüntülendi.

İnsanların tüketme alışkanlığının ortadan kaldırılmasını savunan Al Gore'un daha önce de20 odalı bir evde yaşadığı, normal bir Amerikalının sekiz katı daha fazla enerji harcadığı ortaya çıkmıştı.

Al Gore'un yaptığı fikriyle uyuşmadığından tıpkı bizim çorapçılar gibi ister istemez haber konusu oldu.

Bu olaylar bize Neyzen Tevfik'in şu dörtlüğünü hatırlattı:

"Rehbersin dedin ben ise kördüm
Elimle başıma çok çorap ördüm
Kendimi bıraktım alemi gördüm
Hesapsız günahlar aldırdın felek!"


* * *

Unutmayın… medya kazası can almaz… itibar alır…