Sitemizde Ara

  •  Türkiye, Duçe'sini buldu…
  •  Adalet mülkün neresinde?…

    ...Ve
  • BaşbakanŞebnem Schaefer ve Azeri Türkçesi'nden dil yaresi örnekleri...

    RAPORU HAZIRLAYANLAR:
    Azime Acar & Ender Bölükbaşı

    * * *

    Türk siyaseti milliyetçi dalganın üzerinde sörf yapmaya öyle bir alıştı ki seçim yaklaşırkenCHP dahil neredeyse bütün partiler milliyetçiliğin ipine tutunmuş durumda. 

    "Bindik bir alamete, gidiyoruz bir seçime" türküsünü söyleyip duruyorlar.

    Bu arada, "Ben senden daha milliyetçiyim""Hayır, aslında ben daha öz milliyetçiyim" tartışmaları da sürerken, her gün pıtrak gibi yeni bir milliyetçi söylemliparti boyveriyor.

    En son kurulan milliyetçi söylemli 53. siyasi partinin adı Vatanseverler Partisi

    Partinin Kurucu Genel Başkanı Mehmet Refik Yücel, bu hafta Tempo Dergisi'nden Naci Sapan'a konuştu. Konuşurken de belki farkında olarak üst üste medya kazaları işledi. 

    Niye farkında olarak derseniz?
    Parti bir kere kendine Kastamonu'nun plakası olan 37 rakamını şiar edinmiş. Bu yüzden37 kurucusu var. 

    Kurtuluş Savaşı sırasında Kastamonu'nun katkıları nedeniyle 37'yi seçenVatanseverler Partisi, anlayacağınız "kendince" yeni bir Kurtuluş Savaşı başlatıyor.

    Parti liderinin söyleminin altında yine "biz ve onlar" ayırımının yapıldığını görüyoruz.

    Bize, 1920'li yılların İtalya'sındaki "Kara Gömleklileri" hatırlatan Vatanseverler Partisi'nde, erkekler beyaz gömlek üzerine kırmızı kravat, kadınlar ise beyaz gömlek ve kırmızı fular takıyor. Ne hikmetse sadece ve sadece Genel Başkan'ınkırmızı gömlek üzerine beyaz kravatı var.

    Dahası, başını kazıtmış haliyle de bize 30'lu yıllar İtalyası'nın Duce'sini çağrıştırıyor.

    A Mon Dio!

    Ekonomik olarak işgal altında olduğumuzu vurgulamak için Vatanseverler Partisi'ni kurduğunu söyleyen parti lideri, Avrupa Birliği'ne Avrupa Uydurma Birliği adını takmış.

    "AB'ye net karşıyız, ABD üslerine karşıyız, IMF ilişkilerine karşıyız" diyerek,Genç Parti söylemiyle Anarşistlerin, "Karşıyız karşı, her şeye karşı, kendimize de karşı" mottoları arasında gidip geliyor. 

    SONUÇ:
    Vatanseverler Partisi'nin kurulduğunun muştulandığı günlerde, İstanbul Bakırköy'de yapımı 15 yıl süren Adalet Sarayı'na taşınma sırasında adaletin yüzünü utançtankızartan görüntüler yaşandı. 

    25 Mart'ta Başbakan Erdoğan'ın yapacağı açılışa yetiştirilmeye çalışılan saray için, hakim ve savcılarla birlikte tüm adliye personeli, süpürge ve bezleri alıp binayı bir temiz ovdular.

    Ödeneksizlik yüzünden hakim ve savcıların düştüğü bu durum, hakikaten yürekleri burktu.

    "Adalet mülkün neresinde?" sorusunu bize sordurttu.

    Milliyetçilik söyleminin bu derece dillere pelesenk hale geldiği dönemde, Salman Rüşdü'nün Milliyet Gazetesi'nden Yasemin Çongar'a verdiği röportajdaki bir sözü sizinle paylaşmak istiyoruz. 

    Rüşdü"Öteki'ne ne kadar yakından bakarsan, onda o kadar kendini görürsün. Irkçılık, milliyetçilik ötekine bakmayı bilmeyenleri cezbediyor. Ötekinde kendini görebilirsen, milliyetçi olmazsın" diyor.


    DİL YARESİ…

    OLAY YERİ: Avustralya'nın SBS Radyosu
    OLAY:
    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Başbakan olmadan önce, 2000 yılındaAvustralya'nın SBS radyosunda Abdullah Öcalan'la ilgili "sayın" dediği iddiaları geçen hafta Cumhuriyet Gazetesi tarafından ortaya atıldı.

    Haftaya damgası vuran tartışma AKP tarafından yalanlandı ama bazen dil alışkanlığıile söylenen ve dil yaresine yol açan bu tür tuzaklara hemen her siyasetçi ve ünlü düşüyor.

    Nitekim, Türkçe'nin bu tür azizliklerine karşı DYP'nin taze üyesi, yeni siyasetçi bakire manken Şebnem Schaefer'e konuşma yasağı getirildi. 

    Şebnem Schaefer, bir gece gezmesi sırasında magazincilerin siyaset soruları karşısında,"Bana siyaset sormayın" dedi.

    Önce, bu korkunun sebebi Şebnem Schaefer'ın daha siyasete yeni ısınması olarak yorumlandı. Ama, meğerse, DYP yönetimi Schaefer'ın Türkçesinin zayıflığını da göz önüne alarak, olası bir Türkçe dil yaresi yaşamamak için "Dur kızım, biraz bekle"demiş. 

    Böylece, Schaefer'in DYP'ye katkısı da "siyaseten kozmetik" düzeyde kalmış görünüyor.

    SONUÇ:
    Türk dilinin azizliklerine geçmişte de siyasetçiler bir çok kez uğradılar. 

    Haftalık Dergisi, 1960'lı yıllarda Dışişleri Bakanı Feridun Cemal Erkin'in birAzerbaycan gezisi sırasında başına gelen Azeri Türkçeli bir dil yaresini aktardı:

    "Bakanın odasındaki telefon çalıyor. Ahizeyi, Erkin'e uzatıyorlar, 'Sizi bakan arıyormuş'. Bakan telefonu alıyor ve Alo demesiyle kaşlarını çatarak, eğilip önüne bakması bir oluyor. Hemen ardından da söylenmeye başlıyor. 'Terbiyesiz herif, bana kuşunuzu tutun' dedi.

    Aslında yapılan bir terbiyesizlik değil, sadece Türkçe'nin farklı kullanımından doğan bir yanlışlık olduğu ise sonradan anlaşılıyor. Telefondaki santral memurunun bakana söylediği, 
    'kuşunuzu tutun' cümlesi ile kastedilen, 'hattan ayrılmayınız' dır. 

    Aynı gezi sırasında yaşanan bir başka olayda ise Azeri Türkçesi'nin azizliğine uğrayan bu kez Dışişleri Müsteşarı'nın eşidir.

    Heyetin kalmakta olduğu otelin pala bıyıklı kapıcısı kendisine 'hanım hanım donun kirlenmiş' diye seslenince, kadıncağız utançtan kıpkırmızı kesiliyor. 

    Aslında, kapıcının hiçbir kötü niyeti yoktur. O sadece müsteşarın eşinin eteğine çamur sıçradığını anlatmaya çalışmaktadır."


    Bizden aktarması…

    * * *

    Unutmayın… medya kazası can almaz… itibar alır…