Sitemizde Ara

  •  Olmayacak şey oldu... Sosyal metematik bunu da yaptı... Baykal ile Gökçek'in meğer ortak paydaları varmış...
     
  •  Türk politikacılara has "bahane bulma sanatı" nasıl medya kazasına dönüştü?

    RAPORU HAZIRLAYANLAR:
    Azime Acar & Ender Bölükbaşı

    * * *

    Bir Bektaşi fıkrasıyla giriyoruz bu haftaki yazımıza... 

    Bektaşinin biri Trakya civarında dolaşıyormuş... 
    Bakmış ki, halkın yüzünden düşen bin parça.. 
    "Yahu bu haldir" diye sormuş... 

    Demişler ki, "Sorma, bir kuraklıktır gidiyor. Günlerdir nefesi kuvvetli onca hoca bulduk, yağmur duasına çıktık, ama hala tek damla düşmedi..."

    Bunun üzerine Bektaşi erenler, "Şuradan bir leğen su verin bana" demiş.... "Ya git işine" der gibisinden bakmışlar Bektaşi'nin yüzüne... Nasıl bakmasınlar, onca nefesi kuvvetli hocanın yağdıramadığı yağmuru bir Bektaşi'nin yağdırabileceğine akıl erdirememişler...

    Neyse o kadar çaresizlermiş ki, sonunda bir leğen suyu Bektaşi'nin önüne koymuşlar.

    Bektaşi sırtındaki hırkasını çıkarmış, yıkayıp, bir ağaç dalıın üstüne asmış...

    Çok geçmeden bir gök gürültüsü, bir fırtına, bir kıyamet... Sağnak yağmur başlamış... Her yeri seller götürmüş...

    İnsanlar hem şaşkın hem sevinçli... 

    "Yahu Bektaşi Hazretleri. Nasıl yaptın bu işi?" diye sormuşlar...

    Bektaşi, kendinden emin gülümseyip, gökyüzünü işaret ederek, "Bu sıralar aramız pek iyi değil. Hırkamı kurutmasın diye yağdıracağını biliyordum." demiş.

    İstanbul Pendik Müftüsü Süleyman Aktaş'ın Kaynarca Merkez Camii'nde, Cuma namazından sonra "İstanbul Müftülüğü'nün izniyle" yağmur duasına çıkması, bize bu Bektaşi fıkrasını hatırlattı.

    Ama bu haftanın medya kazasının da yağmurla gelmesi neredeyse kaçınılmazdı... 
    Yağmur yağmadı ama beklenen medya kazası da oldu...

    Medya kazamızın kahramanı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek...

    Gökçek, seçim sonrasına ertelenen su kesintilerinin nedenini açıklarken, "Allahın bu kadar afet vereceğini öngöremedik" dedi.

    Melih Gökçek, popülist yatırımlar yerine belediyenin asıl işi olan altyapı hizmetlerini niye aksattığı yönündeki medya sorularına kendince cevap bulmuştu.

    Gökçek'e göre, "her şey Allahtan"dı...

    "İlk defa böyle bir şey oluyor, bu tahmin edilemez. Şimdi bunlar niye öngörülemedi, öngöremedik, yani Allah'ın bu kadar afet vereceğini düşünemedik" dedikten sonra herkesin "mümkünse" Ankara'yı terk etmesini isteyerek, yine bir cin fikre imzasını atıverdi.

    Başkan Gökçek"Bu iki üç ay içinde vatandaşlarımız diğer şehirlere giderek, anne ve babalarını ziyaret etseler iyi olur. Ankara boşalır, böylece su tasarrufu yapılır" derken, bizim de içimizden bu cümlenin yanına ampul koymak geçti.

    AKP'nin ampülü değil bu. Melih Gökçek'in parlak fikrinin ışıltısının göz kamaştırması...

    Bunları yazarken, şair Can Yücel'in babası, bir dönemin kudretli gözde Milli Eğitim BakanıHasan Ali Yücel'in politikacıların "neden bulma" sanatı üzerine yaptıkları çeşitlemelerledalga geçmek için söylediği, "Şu okullar olmasa Milli Eğitim ne güzel idare edilir"sözü aklımıza düştü.

    SONUÇ:
    Politikacılar yapamadıkları işin bahanesini ya Allah'tan ya da CHP gibi halktan buluyor.

    Baykal başkanlığında toplanan Parti Meclisi'ne sunulan raporda, "seçim yenilgisinin suçlusu" olarak tahmin edildiği gibi Baykal ve ekibi gösterilmedi. 

    Başta medya olmak üzere, Amerika Birleşik DevletleriABtarikatlar ve İkinci Cumhuriyetçiler yenilginin baş sorumlusu olarak CHP'nin raporlarında hak ettiği yeribuldu. 

    Tıpkı Gökçek gibi Baykal da başına atılan taşı "gökten düştü" sandı...

    * * *

    Unutmayın… medya kazası can almaz… itibar alır…