Sitemizde Ara


  •  Gazeteci için sözler "off the record" olabilir ama izlenimler "on the record"… 
     
  • Nuray Başaran'ın kullandığı gazeteci tekniklerinden çarpıcı örnekler…

    ... Ve,
  • Yargıtay Başsavcısı bir kahve sohbetinden nasıl bu kadar çok haber çıktığına belki kendisi de şaştı kaldı…

    RAPORU HAZIRLAYANLAR:
    Azime Acar & Ender Bölükbaşı

    * * *

    Bir kere haber lezzetliyse, yani gündemin odak noktasını oluşturan ve ses getirecek özelliklere sahipse, gazeteci ne yapar eder lezzetli haberi yemeyi başarır…

    Gazetecinin lezzetli haberi yiyiş biçimindeki teknikleri duruma göre değişir. Kimi zaman tümüyle yutar, kimi zaman da parçalara ayırır, bazı parçaları için zamanını bekler.

    Referans Gazetesi'nden Nuray Başaran'ın Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya ile yaptığı röportaj da işte böyle bir lezzetli haberi yeme hikayesiydi…

    Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman YalçınkayaAKP'ye kapatma davasının açılmasıyla ilgili Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı başvurunun ardından, gündemin odak noktasındakilezzetli haber haline geldi, ister istemez. 

    Yalçınkaya, yaklaşık bir ay süren suskunluğunu Nuray Başaran'ın söyleşisiyle bozdu.

    Gerçi, söyleşi tamamıyla "off the record"du ama Başaran öyle bir gazeteci tekniğiyleBaşsavcıya yaklaştı ki, sonunda çoğunluğu izlenimlerden oluşan ama kelimelerle bir çok detayın resmedildiği bir tabloya dönüştü. 

    Türk siyasetine şekil veren bu isimle ilgili her türlü izlenim ve detay tüm medyayı peşinden sürükledi.

    Başaran'ın haberindeki detaylara bir göz atalım.

    "Davanın açılmasından sonra belki de ilk kez konuşan Yalçınkaya ile aslında 'of the record' bir görüşme yaptım. 1 saat 15 dakika süren görüşmenin bazı bölümlerini ve izlenimlerimi yazacağım. Bu nedenle de tamamı 'off the record'olan görüşmeden izlenim yazmanın da zorluğunu elbette takdir edersiniz. Yazımın başındaki eşi ile ilgili bölüm için ise zorlukla da olsa izin alabildim."

    Görüşme randevusuna ilişkin detaylarını anlatırken, BaşaranYargıtay Başsavcılığındaki izlenimlerini de habere ekleyerek, haberi hem zenginleştiriyor, hem de heyecanlı kılıyor:

    "Saat tam 13.00'te Yargıtay Başsavcılığı'ndaydım. Güvenliğe misafir olarak adım bırakıldığı için hemen özel kaleme çıkarıldım. Beni son günlerde kamuoyunda kullandığı türban nedeniyle gündeme oturan özel kalem müdiresi N. Hanım karşıladı. Giyimi çok moderndi. Kahverengi pantolon, kahverengi tişört ve üzerinde de elde örülmüş açık kahve renkte bir tunik ve saçları arkadan toplanmış 'at kuyruğu' modeliydi."

    Başaran, gazetecilikteki izlenimin en az sözler kadar değerli olabileceğinin altını çizmeye devam ediyor. Bakın, odadaki çiçeklerin çokluğundan ve tazeliğinden dedektif gibi nasıl bir neden sonuç ilişkisi çıkarıyor:

    "Odada çiçeklerin çokluğu dikkatimi çekti. Hepsi de daha dipdiri olduğu için bir çoğunun davadan sonra gelen tebrik çiçekleri olduğunu hissettim. Doğrusu odadaki çiçek sayısı mobilyaları görünmez kılıyordu."

    Başsavcının ona off the record söylediklerini, on the record izlenimlerle zenginleştirenNuray Başaran, savcının sözlerini verirken de başka bir gazeteci ustalığı sergiliyor.

    Bir kere, 17 Ocak 2008 tarihinde türbanla ilgili yaptığı açıklamayı, Yalçınkaya'nın çok samimi bulduğunu söylerken, savcının belli ki ona söylediği çok önemli bir ifadeyi bir izlenimmiş gibi aktarıyor.

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün siyasetten yasaklanmasına ilişkin değerlendirmesini ise"sanırım" ile başlayan bir cümle ile vererek, başsavcıyı yani haber kaynağını bir miktar da olsa koruyor:

    "Sanırım Abdullah Gül'ün siyasetten yasaklanması sadece siyaset yapamama durumuna neden olduğu için Cumhurbaşkanlığı görevini etkilemeyecek."

    Başaran, sorduğu sorulara aldığı cevapları izlenimmiş gibi yazma tekniğini "AKP ile ilgili ek iddianame olacak mı?" sorusunda da kullanmış:

    "Öte yandan son zamanlarda dillendirilen, özelllikle kapatma davasının ardından AK Partililerin konuşmalarına ilişkin bir değerlendirme olarak kamuoyunda çok konuşulan, ek bir iddianamenin olmadığı izlenimini edindim. Tabii bu şu an için yok. Bundan sonra olmayacağı anlamına gelmiyor."

    Nuray Başaran aslında bizim merak ettiğimiz her şeyi başsavcının ağzından, başsavcıyı da çok üzmeyecek şekilde ustalıkla vermiş. Başsavcı da bir gazetecinin girdiği her ortamdan nasıl haber çıkaracağını bu şekilde öğrenmiş oldu.


    SONUÇ:
    Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın, medya ile ilişkilerinde, gazetecilerinkulakları kadar gözü olduğu gerçeğini de unutmaması gerekiyor. Nitekim, VatanGazetesi muhabiri Levent İçgen'in sadece Başsavcılık makamına giren çıkanları izlemesive sohbetiyle oluşturmuştu haberini.

    Levent İçgenGençlik Federasyonu üyelerinden gazeteci ustalığı ile aldığı,"Başsavcının AKP'nin anayasayı değiştirmeye cesaret edemeyeceğine" ilişkin sözlerini medyanın gündemine taşıdı.

    Yani, gazeteci lezzetli haberi bu kez başkasının ağzından yakalamış oldu.

    Bu iki olayın ardından Yargıtay BaşsavcılığıBasın Bürosu'ndan yaptığı yazılı açıklamada, "Bu tür dolaylı ifadelerin ve izlenimlerin Yargıtay Başsavcılığı'nın görüşlerini yansıtmadığını" açıklanmak zorunda kaldı ama gazeteci gazeteciliğini çoktan yapmıştı bile…

    * * *

    Unutmayın… medya kazası can almaz… itibar alır…