•  Siyasetten medyaya bir "magic touch" hikayesi...
  • Ertuğrul Özkök'ten "gazetecinin sadık kalacağı tek şey"in anatomisi...
  • İsrail Savunma Bakanı nereye baktı? Nasıl baktı? Ve, o sırada medya ne yaptı?

    ...Ve
  • "İnziva" kelimesinin içi nasıl boşaltıldı? Artık, "medya ile yakın temas içinde" inziva modası başladı…

    RAPORU HAZIRLAYANLAR:
    Azime Acar & Ender Bölükbaşı

    * * *

    Geçen haftaya, yurtta ve dünyada işlenen foto kazalar damgasını vurdu.

    Eski bir deyiş vardır, "zarfa değil mazrufa bak"... Yani "içine bak" derler. 

    Biz bu sefer tersini yapacağız. İçine değil, tamamen zarfa yani görüntüye odaklandık. Bakın size neler anlatacağız?


    BARLAS'TAN 
    MAGİC TOUCH


    OLAY YERİ: İstanbul YASED toplantısı
    OLAY:
    Yabancı Sermaye Derneği toplantısından hemen sonra Sabah Gazetesi BaşyazarıMehmet Barlas'ın, ayaküstü sohbet ettiği Başbakan Erdoğan'ın yanağını avuç içiyle okşaması geçen haftaki foto-medya kazalarının şahikasıydı.

    Hatırlarsınız, Tansu Çiller'in, Başbakan olduğu yıllarda siyasette ilk kadın Başbakanolmanın zorluklarını aşmak için kullandığı "magic touch" yöntemi vardı. 

    Çiller, bu sihirli dokunuşla parti içi mücadelelerden başarıyla çıkmayı bilmiş, erkek siyasi rakiplerini bertaraf etmiş, hatta Refah Partisi Lideri Necmettin Erbakan'ın elini elleriyle sandviç edip, koalisyon kurmaya ikna etmiş, ne pahasına olursa olsuniktidarın ortağı olmayı becermişti.

    Siyasette bu sihirli dokunuşu Çiller'le öğrendik. 

    Medyada ise sihirli dokunuş üstadının Mehmet Barlas olduğu bu foto-kaza ile belgelendi.

    Fotoğraf, medyada "Gazeteci, siyasetçiye avuç içi kadar yakın olur mu?" tartışması başlattıysa da Barlas"Daha önce cezaevindeyken de onun yanaklarını okşamıştım, benim için samimiyet göstergesidir, altında başka bir şey aranmasın" diye yazdı. 

    SONUÇ:
    Vatan Gazetesi, olayı manşete taşıyıp, "Gazeteci, Başbakan yanağı okşar mı?" diye olayı "büyük hikaye" yaptı. 

    Fotoğrafa bakan herkes fotoğrafın falına baktı.
    Falda ise "üç vakte kadar" bir şey görünmüyordu

    Ama, Ertuğrul Özkök'ün köşesinde bu olayla ilgili yazılan yazıda yine bir "Gazeteci, her yerde gazetecidir" hikayesi öğrenmemize vesile oldu.

    Turgut Özal'ı prostat ameliyatı sonrasında Amerika'nın Houston kentinde ziyarete gidenErtuğrul ÖzkökÖzal ile hastane koridorlarında kolkola nasıl gezdiklerini anlattı. İşte, bu arada büyük haberin ayağına kadar gelmesini de şöyle nakletti;

    "Yatağının başucunda otururken, Can Pulak içeri girdi, elinde Anadolu Ajansı'nın bir haberi vardı. Ermeniler, Nahçıvan'a saldırmış. Özal, bunu işitir işitmez şu tepkiyi verdi, 'Sokacaksın iki tümen, görecekler günlerini'. Bu cümle ertesi gün Hürriyet'in manşetindeydi." 

    Yani, Özkök de Özal'a işte böyle bir magic touch yapmıştı. 
    Unutmayın!
    Gazeteci sadece habere sadıktır


    DÜRBÜN NEYİ 
    YAKINLAŞTIRIR?


    OLAY YERİ: Golan Tepeleri'ndeki askeri tatbikat
    OLAY:
    Bizim nasıl ki Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'umuz var, İsrail'in de medya kazası konusundaki en verimli bakanı Savunma Bakanı Amir Peretz.

    Genelkurmay Başkanı General Gabi Aşkenazi ile Golan tepelerindeki tatbikatı izlemeye çalışan İsrail'in asker kökenli olmayan Savunma Bakanı Peretz, dürbünün kapaklarını açmayı unutup, kapalı dürbünle tepeleri seyretmeye kalkınca dünya çapında ses getiren bir foto-kazaya imza attı. 

    Dahası, Peretz'in askeri konulardan hemen hiç anlamadığının bir başka kanıtı da Genelkurmay Başkanı Aşkenazi'nin o sırada, bakanın baktığı yer hakkında bilgi verirken,Peretz'in başıyla onaylamasıydı

    Lübnan Savaşı nedeniyle ağır eleştirilere hedef olan Peretz, belki bu yüzden koltuğundan olabilir. 

    SONUÇ:
    Askeri tatbikatlarda dürbün açmama kazalarından hatırladıklarımız arasında 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Amerikan Başkanı George Bush ve İsrail eski Başbakanı Ariel Şaron da bulunuyor. Siviller askeri konulara el atınca, bu tür kazalarkaçınılmaz oluyor.

    Bize göre, bu hafta sivil hayattaki foto kazalardan en ilginci ise Pazar günü MilliyetGazetesi'ndeydi. 

    "Romantik" filmiyle ilgili promosyon röportajı veren Yasemin Kozanoğlu, artıkinzivaya çekildiğini bize müjdeliyor. 

    Ancak, işin garip tarafı gerçekten inzivada olan birinin yapmayacağı bir şeyi yapıyor,Milliyet Pazar Eki'nin birinci sayfasının yarısını kaplayan bir fotoğraf ve ayrıca içerde birtam sayfa röportaj ile inzivasını belgeliyor. 

    Eskiden "bir lokma bir hırka" diye bilinirdi inziva.
    Şimdi ise Kozanoğlu, iki bilgisayarını, köpeklerini ve bisikletini de bu inziva sürecine dahil etmiş. 

    Foto-kazalara not düşmemiz gereken bir başka örnek ise Sivas'a giden Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Abdüllatif Şener'i karşılama törenine ilişkindi. 

    Vatan Gazetesi'nin Pazar günkü sayısında yayınlanan fotoğrafta, bakanı karşılamaya gelen kalabalığın boyutu ve uzunluğu göz kamaştırıyor. 

    Saatlerce bakanla tokalaşmak için bekleyen partililerin elleri boş kalmamış. Habere göreBakan Şener, bu miting kalabalığı ile resmen tek tek tokalaşmış. 

    Geriye de Şener'in dediği gibi "temsili demokrasinin güler yüzü" kalmış. 

    El sıkmak için saatlerce kuyrukta beklemek ve demokrasi arasındaki bağlantı üzerine biz düşüneceğiz.
    Siz de düşünün, isterseniz…

    * * *

    Unutmayın… medya kazası can almaz… itibar alır…