•  Meclis Komisyonu Ukrayna'ya giderken, Karadeniz'de değil ama gemileri nerede batırdı?
  • Sorumsuzluksafsatayaygaranifak.. Seç beğen al…

    ...Ve,
  • Tersane işte Dershane.. Bu sözün sahibi kim? Cevabı yazıda...

    RAPORU HAZIRLAYANLAR:
    Azime Acar & Ender Bölükbaşı

    * * *

    Önemli bir olayı "sümenaltı etmek" veya edilebileceği zannına kapılmak durumu hasıl olduğunda, o olayla ilgili bir "meclis komisyonu kurulması" ve olayın komisyona havalesi Türk siyasetinin en alışageldiği süreçlerden birisi.

    Tuzla Tersaneleri'ndeki ölümlerin sonrasında kurulan Meclis Komisyonu da eski"komisyona havale" durumlarını bize hatırlattı.

    Nitekim, komisyonun hazırlamaya başladığı Tuzla Raporu'nun ipuçları medyaya sızarken, aynı günlerde komisyonun kendisini Ukrayna ve Güney Kore'ye havale etmeyeçalıştığı haberi gündeme düşüverdi.

    Belli ki komisyon üyeleri, raporu hazırlarken çok yorulduklarına kanaat getirip, çalışmalarını "bir resmi gezi" fikriyle taçlandırmak istemişler.

    Komisyonun AKP'li Başkanı Mehmet Domaç ise gezinin turistik amaçlı olduğu yönündeki eleştirilere cevap verirken, "dört günlük gezinin neresi turistik" demeye getirdi.

    "Milletvekili genel görüşünü ve bilgisini artırmak istiyorsa, bunun neresi turistik" diye sathı müdafaa yapan Domaç, geziyi savunurken, kavramlardan hareket etmeyi de ihmal etmedi;

    "Adımız araştırma komisyonu. İlk toplantıda Türkiye'deki ve dünyadaki örnekleri incelemeye karar verdik. Meclis Başkanlığı da bu kararımızı kabul etti. Oradan kuruluş kararımız yurtiçi ve dışı inceleme yapabilir diye çıktı. Meclis Başkanlığı'nın izin verip vermeyeceği kesin değil ama bizim böyle bir talebimiz var. Kore'nin uzaklığını da düşünürseniz, buna turistik gezi demekle ayıp ettiler."

    Geziye katılacak kafilenin uzman stenograflar da dahil 20 kişi olduğu düşünülürse, gezinin tüm masraflarının Meclis bütçesinden karşılanması talebi de üstüne konulursa, yanına da 100'e yakın işçinin ölümü eklenirse ortaya çıkan tablo hem vicdanları sızlatıyor hem de "ayıplı" duruyor.

    Bu gezinin amacı, gerçekten işçi ölümlerine çare bulmak olabilir ama yapılış biçimi,açıklamalar ve zamanlama tümüyle medya kazasına elverişli atmosfer yaratıyor. 

    SONUÇ:
    Sabah yazarı Yavuz Donat, Komisyon Başkanı Domaç'a dayanarak, komisyonun hazırlanmakta olduğu raporun ilk ipuçlarını Cuma günkü köşesinde aktardı.

    Yavuz Donat'ın aktardığı bilgiye göre, rapor, Tuzla tersanelerinde meydana gelen çoğu ölümün önlenebilir nitelikte olduğunu vurguluyor ve ölümlerin engellenememesini"ihmal, aşırı kar hırsı, devletin denetim eksikliği ve eğitimsizliğe" bağlıyor.

    Aynı günkü Sabah Gazetesi'nin manşetinde ise Deniz Ticaret Odası Başkanı Metin Kalkavan'ın sarsıcı sözleri yer alıyor.

    Kalkavan"İşlediğin çelik, pamuk değil. Biz tekstil atölyesi değiliz, işçinin ölebileceğini bilmesi lazım" derken, işverenin tedbirsizliğini kabul etmediğini adeta haykırıyor. 

    Aynı haberde, Gemi İnşa Sanayicileri Birliği GİSBİR'in Danışma Kurulu Başkanı Kenan Torlak ise komisyon raporunda da yer alan "ölümlerin tedbirsizlik ve aşırı kar hırsından kaynaklandığına dair" tüm yorumları safsata diye nitelendirerek, "Bu sorumsuzluktur, yaygaradır ve çalışma barışını bozmaya yönelik nifaklardır"diyor.

    Geriye ise Umur Talu'nun şu sözleri kalıyor;
    "Tersane, hepimize Dershane…"

    * * *

    Unutmayın… medya kazası can almaz… itibar alır…